İklim değişimi, gezegendeki tüm insanları ilgilendiren büyük bir tehlikedir. Yaşadığımız dünyada düzen git gide bozulmakta ve yaşanamaz hale gelmektedir. Belki şu anda tehlikeyi fark etmesek de gelecekte var olacak birçok insanın bu tehdit ile baş başa kalması kaçınılmazdır. Maalesef bu sorunla ilgili çok fazla araştırma olmasına rağmen ne yazık ki yeterince dikkat çekmemektedir. Ancak bu dikkatsizlik tüm canlıları derinden etkileyecek büyük sorunları beraberinde getirmektedir. Bilim insanlarının bu konuları defalarca anlatmış olması da geniş kitlelerce pek üzerinde durulmayan bir sorun olarak devam etmektedir. Biz de sizler için konuyu özetleyip, sonuçlarının neler olabileceğini aktarmaya çalışacağız. Dünya hepimizin dünyası ve üzerinde var olan tüm canlılar yaşadıkları coğrafyaları korumakla mükelleftir. Felaketin habercisi olan iklim değişikliği gezegenimizi nasıl etkiliyor, işte hakkında bilmeniz gerekenler…
1. Küresel İklim Değişimi

Dünya’da yerli yerine oturmuş her bir coğrafi bölgenin kendisine has iklimi vardır. Bazı yerler çok sıcak ve ılıman bazı yerlerse çok soğuktur. Kimi yerde 2 mevsim yaşanırken kimi yerde 4 farklı mevsim birden yaşanmaktadır. Bu dengenin kabul görmüş formdan çıkıp olağanüstü değişimler yaşaması o mevsime ayak uydurmuş ekosistemi ve diğer canlıları derinden etkilemektedir. Bu değişimin iki farklı sebebi vardır. Birincisi doğal etkenler, ikincisi ve doğaya en çok zarar vereni insani faaliyetlerdir. Bu faaliyetler sonucu, birçok canlı olumsuz olarak etkilenmekte ve ne yazık ki yok olmaktadır. Günümüzde enerji yakıtı olarak fosil bir yakıt olan kömür kullanılmaktadır. Kömür yakıldığı zaman havaya saldığı zararlı gazlar sonucu atmosferdeki ozon tabakasına büyük ölçüde zarar vermektedir. Bu tahribat şimdi pek fark edilmiyor olsa da sinsice ilerleyerek sadece bugünü değil, yarının doğasını ve insan yaşamını da tehdit eden görünmez bir kriz hâline dönüştürmektedir.
2. Felaketin Ayak Sesleri

İklim değişimi yüzyıllardır devam eden doğal bir süreç olmasına karşın, insan faaliyetleri sonucunda etkisi daha da artmıştır. Bundan yaklaşık 4000 yıl evvel tarihin ilk imparatorluğunu inşa etmiş Akadlar hakkında Nusaybin yakınlarında bir kil tablet bulunmuştur. Tablet, o dönemde yaşanan doğal bir iklim değişimini ve kıtlığı şu şekilde tanımlamaktadır. “Kentler kuruldu kurulalı ilk kez koca arazilerden tahıl alınamadı. Sulak araziden balık çıkmadı. Derken, damda yatan damda kaldı, evinde yatanın cenazesi evde kaldı, açlıktan insanlar göğsünü bağrını parçaladı.” Sadece Akadlar değil, birçok uygarlık ve topluluklar uzun süreli kuraklık ve çevresel değişimlere maruz kalarak dağılıp yıkılmışlardır. Felaketin habercisi olan iklim değişikliği, sadece bugüne özel olmayarak geçmişte de büyük yıkımların yaşanmasına neden olmuş ve doğa hakkında bilmeniz gerekenler arasında yer almıştır. Özetle insanlık tarihine farklı bir yönden bakarak çevremizi daha iyi anlamalıyız.
3. Dengenin Kaybolması

Dünyada hayat, yaşamsal varlığını yıllar boyunca bir denge üzerinde korumuştur. Bu denge, doğada canlıların iç içe yaşamasıyla sürekli bir şekilde devam etmiştir. Atmosferimizdeki gazlar, mevsim dönüşümleri ince ince işlenmiş insan yaşamına da elverişli bir yeryüzü peyda olmuştur. Ancak daha sonradan insan müdahaleleri fosil yakıtlar ve bilinçsiz tüketim derken iklim düzeninde birçok farklılıklar ortaya çıkmış ve doğal denge bozulmuştur. Bozulan bu denge içinde en çok etkilendiğimiz değişim elbette artan sıcaklıklar ve yeraltı sularının tükenmesi olmuştur. Yükselen bu sıcaklık Dünya gezegeninde büyük bir tahribata yol açmakta ve git gide buzullarımız eriyip deniz sularına taşınmaktadır. Yüzyıllardır olagelen bu nizam her geçen gün kötüleşerek biz insanlar ve diğer canlılar için kriz boyutunu aşmakta olup yaşam alanımızı da kısıtlamaktadır. Aman dikkat!
4. Krizin Etkenleri

Fosil yakıtlar, iklim krizinin başlıca sebeplerinden birisidir. 2023 verilerine göre Türkiye, elektrik üretiminin %36,3’ünü kömürden sağlamıştır. Günde yaklaşık 135 bin ton kömürün yakıldığını düşünürsek havaya yayılan karbondioksit ozon tabakasına ciddi bir şekilde zarar vererek, zararlı güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasına ve aynı zamanda sera etkisiyle dünyamızın daha da ısınmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra ağaçların yok olmasıyla beraber karbon yeterince dönüşemez hatta atmosferde daha fazla karbon yaymasına neden olmaktadır. Hidrosantreller ne kadar zararsız olsa da elektrik üretimi için tutulan yaklaşık %90’lık kısım işlendikten sonra salınır. Bu geriye bırakılan %10’luk can suyu doğal dere yataklarının içindeki ekosistemin bozulmasına yol açmaktadır. Kontrolsüz sanayileşme ve doğal çevrenin betonlaşması ise bu dengenin bozulmasına ve tahribata en çok neden olan etkenlerdendir.
5. Dünyamız Alarmda

İklim krizi her dönem olduğu gibi artık uzakta değil tam olarak kapımıza dayanmıştır. Sıcaklık son derece artmış özellikle Ortadoğu ve Güney Asya’da yaz aylarında sıcaklıklar 50°C’ye kadar yükselmiştir. Hatta Avrupa’da 2023 verilerine göre 45°C’yi aşan sıcaklıklar ve orman yangınları olağanlaşmıştır. Bilim insanlarının yaptığı çabalar, bu konu hakkında bizleri uyarmaları ve yazılan makaleler maalesef yetersiz kalmaktadır. Çünkü insanlar, çoğunlukla kendi başlarına bir kriz gelmeden hiçbir olaydan ders çıkarıp önlem almazlar. Ancak dünyamız bizi sürekli uyarmakta ve önlem almamız için bize bir zaman sunmaktadır. Bu alarm, sadece dünyanın kendisi için değil, insan varlığının sağlıklı bir şekilde ileriye gitmesi için her gün çalmaktadır. Önemli olan bu sese kulak vermek ve çevremizi kendi malımız gibi korumaktır. “Doğa ile savaşma, onunla dost ol. Çünkü sen doğanın bir parçasıdır.” Tam olarak kime ait olduğu bilinmeyen bu söz hepimize bir ders niteliğindedir.
6. Geri Dönüş Yok

Her gün eriyen buzullar, yok olan ormanlar ve azalan sularımız adete isyan edercesine bize karşı cephe almış durumdadır. Konya’da bulunan Meke Gölü, kuraklık ve aşırı kullanım nedeniyle kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Meke Gölü gibi kuruyan ve işlevini yitiren daha nice göller vardır. Bir düşünün ki su içmek istediğinizde bile gidip almanız birkaç dakikanızı alıyor, çoğumuzun 5 dakikadan kısa bir vaktini alıyordur. Ama bu durum her zaman bu şekilde değil. Afrika’daki Etiyopya, Kenya ve Sudan gibi ülkelerin bazı bölgelerinde temiz bir suya ulaşmak için insanlar 5 saatten fazla bir yol katetmek zorunda kalıyor. Bu durum çok can sıkıcı değil mi? Fakat bunlar hikâye değil ve bizler de bu durumu yaşamak istemiyorsak sularımızı ve doğamızı korumalıyız. Bu kusursuz denge sonucunda onlara teşekkür ederek savurmadan kullanmalıyız. Aksi takdirde azalan sularımızı, yok olan ağaçlarımızı, ekosistemi ve daha nicelerini geri dönmeksizin kaybedebiliriz.
7. Hayvanlara Etkisi

Hayvanlar insanlardan önce var olmuş ve yaşadıkları tabiata kendilerini uyarlamışlardır. İklim değişikliği, tüm canlıların alışmış olduğu habitatı bozarak büyük bir denge krizi meydana getirmektedir. Aşırı sıcak ve kurak havaların oluşumu ise beraber yaşamakta olduğumuz hayvanların türlerini de yok olma tehlikesi ile baş başa bırakmıştır. Özellikle buzulların erimesiyle beraber kutup bölgelerinde yaşayan penguen, fok balıkları ve kutup ayıları gibi hayvanların yaşam alanları yok olmaktadır. Bununla beraber hayvanların göç yollarının değişmesi ve bazen olması gerekenden erken göç etmeleri de onların yok olmasına etki etmektedir. Ayrıca aşırı sıcaklıkların gelmesiyle birlikte sivrisineklerin yaşam alanları da genişlemektedir. Bunun zararları ise yine biz insanları etkilemekte ve yeni hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
8. Doğa İsyanda

İklim değişikliği, dünyada var olan tüm canlıları doğrudan ve dolaylı olarak etkisi altına almaktadır. Yükselen sıcaklıklarla beraber bitkilerin ve ağaçların doğal gelişme döngüsü bozulmaktadır. Bu da özellikle meyve ağaçlarının vaktinde çiçek açabilmesine doğrudan zarar verir. Kış aylarının olması gerekenden ılık geçmesi yaz aylarının ise aşırı sıcak ve yağışsız olması, istilacı böcekler ve mantarların üremesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla tarım faaliyetlerine etki etmektedir. Yağışların azalmasıyla ağaçlar yeterince büyüyememekte ve doğal fotosentezini yapamamaktadır. Karbondioksiti en iyi filtreleyen ormanların yok olması yine tüm canlıların daha temiz bir dünyada yaşamasını engellemektedir. Artan sıcaklıklar ise doğal felaketlerin artmasına neden olmakta ve birçok canlıya tesir eden yangınlar ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak ormanlar, sadece bitkiler, ağaçlar ve yeşillikten ibaret olmayıp insanlar için de akciğer niteliği taşımaktadır.
9. Su Krizleri

Bildiğiniz gibi felaketin habercisi olan su krizleri de iklim değişikliği açısından hakkında bilmeniz gerekenler arasındadır. Su, tabiatın kendisidir. İnsanın ve diğer tüm canlıların yaşamını devam ettirmesi için en gerekli kaynaktır. Susuz bir canlılık ve ormanların varlığı söz konusu bile olamaz. Kuraklıkların artması ve yağmurun azalması sonucu, yok olan göller, kuruyan nehirler bizlere nasıl bir tehlikenin yaklaştığını haber vermektedir. Su yataklarının kaybı birçok canlının yaşam alanını yok etmekte ve hayvan türlerinin yok olmasına sebep olmaktadır. Bununla beraber pek çok ülke, su savaşlarına tutuşmaya başlamıştır. Geleceğin sorunu ise paradan ve güçten daha önemli olan “su krizleri” olacağı ortadadır. İklim değişikliğinin tetiklediği su krizleri, hayvancılığı ve tarım faaliyetlerini de etkilemektedir. Özellikle kırsal kesimlerde hayatını bu alanlarda sürdüren birçok ailenin sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.
10. Bireysel Sorumluluklarımız

İnsan türü olarak biz bu probleme karşı nasıl önlemler alabiliriz? Hiç düşündünüz mü? Aslında küçük ve çok basit adımlarla geleceğimizi yeşertmemiz mümkün! Örneğin düşüncesizce yerlere atılan çöplerden başlayabiliriz. Bu çöpler belki bizi doğrudan etkilemese de doğayı kirlettiği için tüm canlıların yaşamını etkilemektedir. Evde boş yere açık tuttuğumuz tek bir odanın lambasını kapatmamız bile biraz olsun enerji tasarrufu etmemize yardımcı olacaktır. Suları boş yere akıtmamaya dikkat etmeniz ise bireysel sorumluluklarınızı yerine getirmenin bir gereğidir. Peki ülkecek nasıl bir tasarruf yapabiliriz? Belki fosil yakıtların yerine rüzgâr ve güneş enerjisinden faydalanabiliriz. Örneğin Boğaziçi Üniversitesi, bir kampüsün elektriğini kendi rüzgâr enerjisiyle karşılamaktadır. İşte bunun gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı iklim değişikliğini olumlu yönde etkileyecektir.