Evlilik Öncesi Süreç Flört Mü, Nişanlılık Mı?

8 dk okuma süresi


1
10 Paylaşım, 1 puan
Evlilik Öncesi Süreç
Evlilik Öncesi Süreç

En baştan sağlam esaslar üzerine kurulmuş ve maddi-manevi saadetin dalgalanıp durduğu bir yuva, milletçe var olmanın en sağlam bir temel taşı ve faziletli fertler yetiştirmenin de mübarek bir mektebidir.

Evlilik, yüksek hedefleri olan ve ebediyete uzanan bir beraberlik olduğu için, ciddiyet ve dikkat ister. Şüphesiz başta gösterilecek dikkat, daha sonra ortaya çıkması muhtemel birçok problemin önüne geçecektir. Hem dinimiz, hem de onun gölgesinde gelişip şekillenen geleneklerimiz bu konuda bize yardımcı olacak ve bir kısmı dinen bağlayıcı olan hüküm ve uygulamalar taşımaktadır. Konu iki temel safhada ele alınabilir; evlilik öncesi süreç yani eş seçimi ve adayların birbirini tanımaları…

Burada daha çok adayların birbirlerini tanıma konusu üzerinde duracağız. Zira bu konuda başta evlenecek gençler olmak üzere, mütedeyyin aileler dahil, birçok kişide ciddi kafa karışıklığı bulunmaktadır. Modern hayat, evlenecek kişilerin birbirlerini yeterince tanımaları için flörtün dışında bir yolun olmadığını söylemekte ve maalesef toplumda bu yolun kaçınılmaz olduğu düşüncesini hakim kılmaya çalışmaktadır. Oysa modernleşmenin ve ona bağlı gelişen dünyevileşmenin, önümüze koyduğu hatta dayattığı her uygulama olduğu gibi kabul edilecek olursa, hem din, hem de insanlık ciddi yaralar alacaktır. Flört yerine, dinimiz ve geleneklerimizin şekillendirdiği eş seçimi ve onun devamı olan nişanlılığın, evlenecek adayların birbirlerini tanıma metodu olarak öne çıkarılmasının isabetliliği, ahlakiliği, yeterliliği ve önemi üzerinde durmaya çalışacağız. Kefaet yani denklik prensibinin eşlerin huzurlu bir yuva kurmalarındaki önemini de vurgulamak gerekir.

Eş Seçimi

Aile kurmada en önemli ve ilk adım şüphesiz eş seçimidir. Eş seçiminde geleneksel olarak uygulanmaya devam edilen adayların rızasına dayalı bir nevi görücü usulünün İslam’a, örf ve adetlerimize daha uygun bir usul olduğunu da vurgulamak gerekir. Efendimiz(s.a.s.) kendi evliliklerinde bu usulü uyguladığı gibi, kızlarını veya ashabını evlendirirken de bu usulü uygulamıştır. Yani akraba veya dostların önerisi ve adayların birbirlerini görüp rıza göstermesi metoduyla evlilikler gerçekleşmiştir. Akraba ve dostların önerisi, adayın dindarlık, karakter, güzellik, aile çevresi ve hatta maddi durumu gibi konular göz önüne alınarak gerçekleşeceğinden, karar vermede ciddi şekilde yardımcı olacaktır. Geriye adayların, Sünnet’e uyarak birbirlerini görmesi kalmaktadır. Efendimiz’in(s.a.s.) tavsiyesi olan bu görmeyi günümüzde, ölçüsü dairesinde görüşme şeklinde yorumlamanın hadis-i şerifin ruhuna aykırı olmadığı kanaatindeyiz.

Sahabeden evlenmek isteyen Muğire b. Şu’be’ye, Efendimiz(s.a.s.): “Evleneceğin kişiye bak/gör, Zira bakmak/görmek aranızdaki bağlılığı arttırır.” buyurmuştur.(1) Başka bir hadis-i şerifte şu ifadeler bulunuyor: “Allah bir şahsın kalbine bir kadına evlilik teklif etme düşüncesini koymuşsa, ona bakmasında bir sakınca yoktur.”(2) Evliliğin geleceği, eşler arasındaki sevgi ve bağlılık için adaylar birbirlerini görmeli ve ölçüsü dairesinde bir iki defa görüşmelidirler. Ancak bu görüşmelerin bir-iki defayı aşmaması, ardından hemen akrabaların devreye girmesi ve asla flörte dönüşmemesi gerektiğini belirtmek gerekir. Bu tavsiye ve görüşmelerden sonra karar müspet olursa artık nişanlılık safhası başlar.

Nişan

Evlilikte nişanlılık safhası hem dine hem de geleneklere dayanmaktadır. Efendimiz’in(s.a.s.) Hz. Aişe Validemiz’le nişanlılığı bu uygulamanın aynı zamanda bir Sünnet olduğunu da göstermektedir.

Nişandan önce yapılan sözlülük de, her ne kadar dini literatürde pek yer almıyorsa da, artık ülkemizde yaygınlık kazanan bir uygulamadır. Aslında bu uygulama nişana verilen değer ve merasim zenginliğinden kaynaklanmaktadır. Önce usulüne göre kız istenir ve fazla zaman geçirmeden nişan merasimi yapılır. Bazı bölgelerde sözlülük pek uygulanmaz, tarafların akrabaları uygun bir şekilde gerekli görüşmeyi yapar, işi belli bir olgunluğa getirirler. Ama asıl ilan ve merasim nişan töreniyle olur. Bazı yerlerde bu törenin neredeyse evlilik kadar abartıldığı da olur. Sözlülük döneminin çok kısa tutulması, istenmeyen bazı nahoş durumların ortaya çıkmasına ve dedikoduların yayılmasına engel olması açısında önemlidir. Sözlülük, tabir yerinde ise kızı (dolayısıyla erkeği) yöresel ifadesiyle kınalamak olduğundan kısa zamanda nişan yapılması gerekir.

Evlilik ciddi bir iş olduğundan, tarafların birbirlerini tanımaları da ciddi olmalıdır. Taraflar ve aileleri birbirlerini en ciddi şekilde sözlülük ve kısa zamanda onu izleyen nişanlılıkla tanıma yoluna gitmeli; onun dışında kalan ve birçok sakıncaları bulunan flört ve benzeri gayr-i ciddi yollara kapı açmamalıdırlar.

Flörte Dönüşen Nişanlılık

Nişanlılık dönemiyle ilgili dikkat çekilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Nişanlılık ne erkek ve kız, ne de diğer akrabalar arasındaki mahremiyeti kaldırmaz. Nikah kıyılıncaya kadar mahremiyet açısından yabancı sayılırlar. Durum böyle olunca da nişanlıların el ele tutuşup yalnız başlarına gezmeleri, hatta daha ileri gidip sarılıp öpüşmeleri caiz olmadığı gibi halvet-i sahihaya meydan verecek şekilde kapalı mekanlarda bulunmaları da caiz değildir. Hem nişanlıların hem de ailelerinin mahremiyet kurallarına uymadan görüşmeleri de dinen sakıncalıdır. Mesela kızın annesi ‘damadım diyerek’ erkeğin yanında annesi gibi davranmamalıdır, zira o dinen daha yabancıdır.

Diğer bir konu da gençlerin günaha girmeden birbiriyle dolaşabilmeleri için dini nikah kıyılmasıdır. Nişanlılık dönemi nikahı denilebilecek bu uygulama neredeyse din kılıfına sokulmuş flört haline gelmiştir. Yani helal flört… Hatta bundan da daha tehlikelidir. Zira nikahın varlığı gençlerin daha ölçüsüz davranmalarına sebep olmakta ve maalesef geri dönüşü imkansız mahzurlu neticeler doğurmaktadır. Nikahın düğünle birlikte hatta resmi nikahtan sonra kıyılması daha uygundur. Hangi niyetle ve hangi safhada olursa olsun, kıyılan nikah tarafları karı-koca yapar ve maddi-manevi bütün hak ve sorumlulukları gerçekleştirir. Dolayısıyla nişanlılar ve akrabaları bu dönemde dikkatli olmalı, birbirlerini tanıma konusunu abartmamalı ve bu bahane ile ortaya çıkabilecek nefis ve Şeytan’ın hilelerine dikkat ederek ahlaki kuralları ihlal etmemelidirler.

Şimdi de bir nebze flört üzerinde durmak istiyoruz. Maalesef bazı mütedeyyin aileler bile çocuklarının flört yaparak evlenmelerini hoş karşılamakta ve bu uygulama gittikçe yaygınlık kazanmaktadır.

Flört

Flört, evlenme niyetiyle bir kız ve erkeğin hissi münasebetler kurması ve bu münasebeti aşırıya gitmeden uzun süreli bir beraberlik içerisinde sürdürmesi şeklinde tarif edilmektedir. Böyle masumane bir şekilde tarifi yapıldığından, yukarıda dediğimiz gibi, bazı mütedeyyin aileler tarafından bile hoş karşılanmaktadır. Ama maalesef durum böyle değildir. Flörtün hem dini, hem psikolojik, hem de sosyal birçok zararı bulunmaktadır. Mesela;

1. Yanlarında mahremleri olmadan, nikah düşen kız ve erkeğin baş başa kalması caiz olmadığı gibi, yanlarında mahremleri bulunsa bile, el ele tutuşup gezmesi de caiz değildir. Efendimiz(s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Yanında mahremi olmadan bir kadın bir erkekle baş başa kalmasın.”(3); “Bir erkekle bir kadın baş başa kalırsa üçüncüleri şeytandır.”(4)

Evlenme niyetiyle yapılacak görüşme; görme ve usulüne uygun bazı meseleleri konuşmadan ibarettir. Bu ifadeler ışığında meseleye bakıldığında, hem erkek, hem de kız için flörtün dinen sakıncalı, hatta haram olduğu hemen anlaşılır.

2. Flört eden iki gencin yanında mutlaka Şeytan hazır bulunacaksa, münasebetlerini ölçülü sürdürmeleri kolay değildir. Manen iki taraf da zararda olmakla beraber, dünyevi açıdan daha çok kız zararlı çıkmaktadır. Psikologlar şu tespitlerde bulunurlar: “Flörtle eş arayan kadın için süre ne kadar uzun olursa, kadının muhatabını o kadar iyi tanıyacağına ve o nispette doğru karar vereceğine inanılır. Zira, kötü niyetliler hariç, kadının genellikle başlıca gayesi evliliktir. Ancak flört süresi ne kadar uzarsa, erkek karşı cinsten o kadar sıkılacaktır.

3. Flört yaparak adayların birbirlerini daha iyi tanıyacakları, dolayısıyla daha sağlıklı ve mutlu bir evlilik yapacakları düşüncesi de yanlıştır. Flört ederek evlenen kişilerin çok kısa bir zaman sonra boşandıkları, boşanmasalar bile, mutlu olmadıkları yapılan anketlerle tespit edilmiştir. Bunun böyle olması normaldir, zira haram işleye işleye yapılan yani haram üzerine bina edilen bir evlilikte huzur olmayacağı gibi, gerçek huy ve karakterlerini gizleyerek yapılan flörtle de muhatap tanınamaz. “Bunca beraberliğe rağmen seni tanıyamamışım..!” şeklindeki sözler bunun acı bir itirafıdır. Tanıyamaz çünkü gerçek huylar hiç ortaya çıkmamış ve ‘köprüden geçinceye kadar…’ mantığı uygulanmış; evlenip köprüden geçince her şey ayan beyan olmuş; ama bu sefer de iş işten geçmiştir. Ya boşanma, ya da mutsuz bir hayat…

Bazen de işin tersi cereyan ediyor ve flört döneminde bazı gerçek huylar görmezlikten gelinebiliyor. Özellikle evliliğe kilitlenmiş kadın, flört döneminde, erkeğin şiddete meylini, aldatma riskini, kötü alışkanlıklarını, ailesini aşağılama gibi huy ve davranışlarını onu kaçırmamak için görmezlikten gelir, isabetli değerlendiremez ve daha sonra da pişman olur. Bir bilim adamı flörtle alakalı şu ifadeleri kullanıyor: “Flört ilişkisine deneyim ya da deneyimsizlik açısından yaklaşmak çok sağlıklı değildir. Çünkü flörtte maske vardır. Ergenler ve yetişkinler çoğu zaman beklentiye göre tavır alabilir. Flörtün artık bir yaşam tarzı olarak ifade alanı bulduğu modern batı toplumlarında boşanmaların fazla oluşu ve gittikçe artma eğilimi göstermesi flörtün evlilik için deneyim sağladığı tezini çürüten en önemli pratiklerden biridir. Flört bazılarının iddia ettiği gibi masum bir duygusal deneyim değildir.”(5)

Ayrıca, bekarken çok kimseyle görüşen, çok kimseyle eğlenen erkek ve kızda, evlendikten sonra da çok kimseyle görüşme arzusu devam eder. Bir kişiye bağlı kalmak, zamanla onu sıkmaya başlar ve değişiklik arayışına girer. Bu da evliliği dinamitler…

Evliliğin ciddiyetine ve tabiatına bakıldığında nişanlılığın flörte göre çok daha üstün ve sakıncasız olduğu görülmektedir.

Nişanlılık Nedir?

  • Meşrudur, hatta Sünnet’tir,
  • Ciddidir,
  • Ölçülüdür.
  • Akrabaların ve çevrenin gözü önünde cereyan etmektedir,
  • Sadece evlenecekler değil, bütün akrabalar birbirlerini yakından tanıma fırsatı bulmaktadır,
  • Bu safhada nikah kıyılmasa iki taraf açısından da riskleri azdır.
  • Taraflar mahremleriyle beraber daha rahat görüşürler,
  • Taraflar ciddi bir evlilik niyetiyle nişan yaptıklarından gerçek duygu ve huylarını daha rahat ortaya koyarlar,
  • Her gün duyduğumuz kız yüzünden kavgalar, cinayetler ve intiharlar olmamaktadır,
  • İşin ciddiyeti ve akrabaların da işin içinde olması kötü niyetlerin önüne geçmektedir,
  • Sosyal, psikolojik ve dini netice ve mükellefiyetleri olan bir süreç olduğundan, gönül eğlendirmeye kapalıdır, vs.

Nişanlılık sadece tarafların birbirlerini deneme dönemi değil, evliliğin başlangıcı olmakla birlikte bu dönemdeki detaylı tanışmalar neticesi gerekirse geri dönmeye de müsait bir süreçtir. Tarafların birbirlerine kapalı kalan, ama kabullenilmesi zor olan bazı gizli durum, huy ve alışkanlıkları da bu dönemde ortaya çıkacağından, usulüne uygun yapılıp devam ettirilen bir nişanlılık döneminden geri dönülebilir. Şayet nişanlılık dönemi normal ölçülerle devam etmişse, taraflar fazla yara almadan ayrılmış olacaklardır. Ama nikah kıymak ve evli gibi davranmak şeklindeki yanlış uygulamalar yapılmışsa, taraflar psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan yara alacaklardır. Kısacası nişanlılık hem geniş dairede tanıma, hem de evliliğe hazırlık dönemidir.

Nişanlılığın psikolojik, sosyolojik, örf ve adet, ahlaki, dini ve hukuki boyutları iç içedir. Elbette, aynı zamanda sosyal bir müessese de olan nişanlanmayla ilgili gelenek ve göreneklerden hangilerinin fıkıh kapsamına girdiği ve İslam’a aykırı olup olmadığı iyi analiz edilmelidir.

Sonuç

Günümüzde, mütedeyyin olanlar dahil birçok aile, çocuklarının kendi başlarına tanışıp flört ettikleri kişilerle evlenmelerinin gelecekteki aile hayatları adına daha sağlıklı olacağını düşünmekte ve sosyal, psikolojik ve dini mahzurlarına rağmen flörte göz yummaktadır. Oysa hem bu tür münasebetlere uzun yıllardır göz yuman Batı ülkelerindeki ailenin durumu, hem yapılan istatistikler, hem de din, örf ve adetlerimiz flörtün evlenmede uygun bir metot olmadığını ortaya koymaktadır. Bunun yerine sözlülük ve nişanlılık din, örf ve geleneklerimize daha uygun ve yukarıda belirtildiği gibi daha ciddi, seviyeli, suiistimale kapalı ve sorumluluk yükleyici olduğu için tercih edilmeli ve aile kurumu daha bu ilk adımda sağlam temellere oturtulmalıdır.

Dipnotlar:
1- Tirmizi, Nikah, 5.
2- İbn Mace, Nikah, 9.
3- Buhari, Nikah, 111.
4- Müsned, 1/176.
5- Psikolog Danışman Maruf BEÇENE


Nasıl Tepki Verirdiniz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

dergiCE üyeleri ne diyor?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir