Eğlencenin de Ölçüsü Olmalı


EĞLENCE
EĞLENCE

“Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber.” (Niyazi-i Mısrî)

Günler, haftalar, aylar, seneler su misali akıp gidiyor. Sayılı verilen bu anların hesabının verileceği gün, bize doğru gelirken, bizde sür’atle ona doğru koşmaktayız. Her anımızın hesabını vereceğiz, zira kurtuluş yok.

Hz. Ali rahmetullahi aleyhinin buyurduğu gibi: “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has evlatları var. Sizler ahiretin evlatları olun. Sakın dünyanın evlatları olmayın. Zira bugün amel var hesap yok, yarın ise hesap var amel yok.”

Böyle bir vaziyet içerisinde bulunan bizler, her anımızın kıymetini bilip, güzel ameller ile Rabbimizin rızasını kazanmak yerine, batının içimize attığı batıl icatlara bilerek veya bilmeyerek meylediyoruz. Sinema, televizyon, müzik konserleri, eğlence yerleri… gençleri, ömürlerini boşa harcamaya davet ediyor.

Fıtrata aykırı olan her ne varsa kalbi ve ruhu derinden yaralayarak bizleri felaketin içerisine sürüklerken, bizler böylesi bir duruma düşmemek için kendimize dikkat etmemiz gerekirken, seve seve kendimizi bu ateşin içerisine atıyoruz. Her geçen an eğer ibadet ve itaat ile geçmemiş ise kaybedilmiş bir servet iken, bizler bu acınacak halimize gülüyoruz.

Dinin ruhuna aykırı, içki kumar, zina gibi haram unsurlar bütün eğlenceler haramdır. Bu çeşit eğlenceler, az olsun çok olsun, hangi fırsat ve zamanda olursa olsun kesinlikle haramdır. Dinimiz, düğün ve bayramlarda ölçülü şekilde eğlenerek neşe izharını tecviz etmiş olmasına rağmen bu müsaadeyi haram şeylere tevessül etmemek şartıyla kayıtlamıştır.

“Ümmetimden bir grup, ‘yeme, içme, malayaniyat ve eğlence’ ile geceyi geçirir. Sonra maymunlar ve hınzırlar olarak sabaha ulaşır. Onlardan bir mahalleye bir rüzgar estirirler de bu rüzgar, içkileri helal addetmeleri, çalgılar kullanıp şarkıcı kızlar tutmaları sebebiyle öncekilerin helak oldukları gibi, bunları da helak eder.” (Kutub-i Sitte, 12, 325)

İnsan ruhu devamlı çalışmanın sıkıntısına dayanamaz. Durmadan ibadet etmek de her insanın tahammül edebileceği bir seviye değildir. Her insan, bilhassa gençler, çalışmaya ve ibadete ara verip hoşuna giden bir şeyler yaparak rahatlamak ister. Ancak dinlenmek ve biraz rahatlamak için yapılan eğlencelerde de helal olma şartına dikkat etmelidir.

Müslüman’ın helal dairede keyfine kafi gelecek lezzetler sayılamayacak kadar çoktur. Bunlar insan fıtratını bozmayan, aksine fıtri ihtiyaçları gideren eğlencelerdir.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) meşru eğlencenin hududunu şöyle tayin etmiştir: “Allah’ı zikretmek maksadıyla yapılmayan her şey bir oyun ve eğlenceden ibarettir; ancak dört şey bundan müstesnadır: 1- Kişinin ailesiyle mülatefesi (zaman ayırıp hoşça zaman geçirmesi), 2- İki hedef arasında yürümesi, 3- Atına bakması, terbiye etmesi, 4- Yüzme alıştırması yapması. Zira bunlar haktandır.” (Kütüb-ü Sitte, c.12, 4329)

Bu hadis-i şeriften anlıyoruz ki, kişi biraz rahatlamak için hoşuna giden şeylerle vakit geçirecekse bunu da en faydalı ve fıtri olan şeylerden seçmelidir. Mesela bedeni için faydalı sporlarla, aile saadetine vesile olan meşgaleler ve benzeri…

Dinimiz eğlencenin bile faydalı olanını tercih etmemizi emrederken bize ömür sermayemizi faydasız şeylere harcamamayı emretmektedir. Yazıma Allah dostu Behlül-i Dânâ Hazretlerinin başından geçen çok manidar bir hadisesiyle son veriyorum:

Behlül-i Dânâ bir gün Bağdât sokaklarından birinde giderken, oynayan çocuklar gördü. Çocuklardan biri ise bir köşeye çekilmiş onlara bakıyor ve ağlıyordu. Behlül-i Dânâ o çocuğun yanına gitti ve: “Ey çocuk niçin ağlıyorsun? Gel sana bir şeyler alayım da sen de arkadaşlarınla oyna.” dedi ve çocuğun başını okşadı.

Çocuk bakışlarını Behlül’e çevirdi ve: “Ey aklı az adam! Biz oyun için yaratılmadık.” dedi.
Behlül bu söze şaştı ve çocuğa: “Ey oğlum! Peki niçin yaratıldık.” diye sordu.
Çocuk: “Allah-u Teala’yı bilmek ve O’na ibadet etmek için.” dedi.
Behlül hazretleri: “Peki bunun öyle olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordu.

Çocuk, Mü’minûn suresinin 115. ayeti kerimesini okuyuverdi. Mealen; “Sizi ancak boşuna yarattığımı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?”

Hazret-i Behlül tekrar: “Ey çocuk. Sen hakimane konuştun. Bana biraz daha nasihat et.” dedi ve ağlamaya başladı. Kendinden geçmişti. Kendine geldiğinde çocuğa: “Ey oğlum! Senin günahın yok. Sen bir çocuksun. Nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun?” diye sordu.

Çocuk da: “Ey Behlül! Babamı ateş yakarken gördüm. İri odunları küçük çırpılarla tutuşturuyordu. Ben de Cehennem’in yanan küçük odunlarından olacağımdan korkuyorum.” dedi.

Bu sözler üzerine Behlül-i Dânâ hazretleri tekrar ağladı. Kendinden geçti. Kendine geldiğinde çocuğu yanında göremedi. Oradakilere bu çocuğun kim olduğunu sordu. Onlar:

“Tanımadın mı?” dediler. Behlül: “Hayır.” deyince,
Onlar: “Bu, Hz. Hüseyin evladından seyyid bir çocuktur.” dediler.
Behlül de: “Ancak böyle bir ağacın meyvesi bu kadar olgun olabilirdi.” deyip oradan ayrıldı.

İslami Hayat Dergisi ~ Mehmet AKMEŞE
Sayı: 25 ~ Mart 2014

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
2
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
2
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim