Eğitim kalitesi ülkenin kalkınmışlığıyla ölçülür!


Eğitim Kalitesi
Eğitim Kalitesi

Eğitimin amacı, öğrencilerin yeteneklerini geliştirmek ve onları hayatta başarılı olacak şekilde yetiştirmektir. Öğrenciyi hayata hazırlamayan eğitim modeli başarısız olur. Türkiye, geleceğe koşan insanlar yetiştirmiyor, maalesef eğitim sistemi tabuların esiri. Bir ülkede eğitim kalitesi, o ülkenin kalkınmışlığı ve refah seviyesi ile doğru orantılıdır. Türkiye geri kalmış bir ülkedir, çünkü eğitimi kalitesizdir.

Eğer gençler, hayatta başarılı olacak şekilde yetiştirilseydi ülkemizde milyonlarca işsiz olmaz ve ülke geri kalmazdı. Gençlerimiz imanlı ve ahlaklı yetiştirilseydi banka soygunları, yolsuzluklar, hortumlamalar, adam kayırmalar ve üst üste gelen ekonomik krizler olmazdı.

Türkiye bir yandan geri kalmışlığın acısını çekiyor, diğer yandan yolsuzluklarla çalkalanıyor. Gençlerimizi bilgi ve beceri yönünden olduğu kadar ahlak yönünden de eğitmek zorundayız.

Avrupa ülkelerinde sosyal pazar ekonomisi uygulanır, aç insan yoktur. İşsiz kalana devlet işsizlik maaşı verir. Bizde ise korkunç bir gelir dağılımı vardır. En zengin ile en fakir arasında 1735 kat fark var. Bu durum, bir ahlak problemidir.

Amerika ve Almanya inanç ve ahlaka önem veriyor. Eğitimde inancın, ahlakın ve dürüstlüğün önemli yeri var. Ülkeyi yönetenler, eğitime önem vermiyor. Askeri harcamalara ayırdıkları payı, ülkenin geleceği olan gençlerden esirgiyor. İsterseniz bu konudaki istatistiklere bir göz atalım:

Eğitimde kişi başına ayrılan miktar (1988): Norveç: 1.951 $, ABD: 1.567 $, Almanya: 1.059 $, İtalya: 993 $, Polonya: 563 $, Yunanistan: 433 $, Türkiye: 146 $

Öğretmene verilen maaş: İsviçre: 4725 $, ABD: 3324$, Almanya: 2950 $, İngiltere: 2712 $, Suudi Arabistan: 2340 $, Fransa: 972 $, Türkiye: 300 $ (Eğitim-Bir Dergisi, 12 Mart 1999)

GSMH’dan eğitime ayrılan pay: ABD’de: % 5, Almanya’da: % 4.5, İngiltere’de: % 4.6, Fransa’da: % 5.8, Japonya’da: % 3.6, Kore’de: % 3.6, Macaristan’da: % 4.9, Türkiye’de: % 2.2.

Türkiye’nin her yıl bütçesinden savunma harcamalarına, eğitim harcamalarının birkaç katı para ayırması dikkat çekici. 2001 yılı itibariyle söylersek ülkemiz son dört yılda savunma harcamalarını % 50’den fazla arttırdı.

Dünya devi ABD, mili gelirin % 3’ünü savunmaya ayırıyor. Türkiye % 5.4’ünü bu oran zaman zaman daha da yükseliyor. Örtülü ödenekten aktarılan paralarla silah alınıyor. Türkiye’yi tehdit eden bir güç yok. Kaldı ki Türkiye NATO ülkesi. Saldırıya uğrarsa NATO savunmak zorunda.

Buna rağmen dünyada silahlanmaya en çok para harcayan ülkeler sıralamasında 4. Suudi Arabistan, Kuveyt, İran gibi ülkelerle yan yanayız. Halbuki insanın eğitimi, silahtan daha önemli. Silahı kullanacak olan insandır. Üstelik bugün savaşlar, cephelerden çok ekonomik alanda, borsalarda cereyan ediyor.

Almanya 230 bin mevcutlu ordusunu 180 bine indirmek ve askeri harcamaları azaltmak, işsizlere istihdam sağlamak için çaba harcıyor. Türkiye 700 bin kişilik ordu besliyor ve asker sayısında indirim düşünmüyor. İşsizlere istihdam gündemde değil, hükümetler yatırım yapmıyor.

Almanya işsiz vatandaşına işsizlik parası verirken Türkiye işsize bir kuruş vermediği gibi kaç işsiz var, onu da bilmiyor. Sosyal eşitsizlik diz boyu, gelir dağılımındaki uçurum her geçen gün artıyor. Türkiye kalkınmak ve halkını mutlu etmek istiyorsa askeri harcamalara ayrılan pay azaltılmak, eğitime ayrılan ise çoğaltılmak zorunda.

Eğitimci ve eğitim, bu problemlere çözüm üretmeye mecbur. Eğitim, halkın mutluluğunu sağlamalı. Eğitimcinin geliri ve morali düzeltilmeli. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekir. Meclisin üzerinde güçler bulunmamalı, egemenler canları istediği zaman darbe yapıp milletin seçtiği insanları alaşağı edememeli. Amerika, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde hiç darbe görülmezken, ülkemizde 4 defa seçilmiş insanlar, egemenler tarafından alaşağı edildi.

Gelişmiş ülkelerin demokratik ülkeler olması tesadüf değildir. Eğitim sistemi, demokrat insanlar yetiştirmeye önem vermeli.

Öğretmenler’in Psikolojik Haritası

Her bozukluğun temelinde eğitimsizliği arayan ve her bozukluğun eğitimle düzeleceğine inanan biriyim. Türkiye’de her şeyin bugünden yarına düzelmeyeceğini ve düzelmesi için her şeyden önce öğretmenin psikolojik, moral ve maddi durumunun düzeltilmesi gerektiğini iddia ediyorum.

Öğretmenler dünyasını anlayabilmek için şu istatistiklere bir göz atmak gerekir. Bir istatistiğe göre öğretmenlerin;
% 5’i idealist,
% 30’u tesadüfen öğretmen olmuş,
% 62’si kitap okumuyor,
% 88’i mesleki kitap okumuyor,
% 66’sı mesleğinin itibarı olmadığı kanaatinde,
% 59’u kirada,
% 70’i evsiz,
% 11’i lojmanda oturuyor. (Kasım 1998)

Her şeyden önce öğretmenin durumunun düzeltilmeye ihtiyacı var. Öğretmenlerin gerek moral, gerekse maaş bakımından dünya standartlarına koşması gerekir.

Eğitim sisteminin kaliteye ihtiyacı var

Eğitim sisteminin adamakıllı bir reforma ihtiyacı var. En çok da öğretmen yetiştiren kurumların kalitesinin yükseltilmesi gerekir. İnsan merkezli bir medeniyet, insanı her şeyden fazla önemseyen bir eğitim anlayışına ihtiyacımız var.

Arkadaşım Vehbi Vakkasoğlu anlatmıştı: “İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nde şube müdürüyüm. Araştırma yapmak üzere Japonya’dan bir heyet gelmiş. Onlarla sohbet ediyordum. Bir ara şu soruyu sordum: Çocuklarınızı nasıl Japon yaparsınız?

Heyetten biri bana şu cevabı verdi: Çocuklar okula başlarken onları fabrikalara götürürüz. Makine yapan makineleri gösteririz. Bunları sadece Japonların yaptığını anlatırız. Sonra da Nagazaki ve Hiroşima’yı gösteririz ve deriz ki: “Düşmanın çok. Sakın tembel olmayın. İyi çalışın.”

Bu anekdotu dinleyen arkadaşlardan biri şöyle hayıflandı: “Keşke bizim de Nagazaki ve Hiroşima’mız olsaydı…”
Japon şu cevabı verdi: “Tarihinizden faydalanmasını bilin. 100 Nagazaki değerinde Çanakkale var. Değerlendirmelisiniz.”

Değerli yazar Vehbi Vakkasoğlu, bu tarihi mirası değerlendirmek amacıyla “Bir Destandır Çanakkale” kitabını yazdı. Çok da iyi etti. O muhteşem destanı yazanların maneviyatını bize anlattı. O mirasa sahip çıkmak zorundayız.

Vehbi Bey, Japon heyetini havaalanından uğurlayışını da anlattı: “Kültürden sorumlu Milli Eğitim Müdür Yardımcısı idim. Bizim okullarda araştırma yapacak olan Japon heyetine Haydarpaşa, Kabataş, Kadıköy liselerini tavsiye ettik. Oralarda araştırma yaptılar ve son gün onları uğurlamak için havaalanına gittim.

Bilet kontrolü için beklerken heyet başkanı şöyle dedi: “Uyanıklık yaptınız. İyi okulları seçtiniz. Ama biz Zeytinburnu ve Taşlıtarla’daki okullara da gittik.” Meğer para verip oralarda da aynı araştırmayı yapmışlar. “Oralardaki çocukların zeka seviyesi Haydarpaşa, Kadıköy, Kabataş liselerindekinden daha düşük değil. Ama onları nasıl aptallaştırıyorsunuz, onu anlayamadık.”

Eğitim sisteminin reforma ihtiyacı var. Her şeyden önce önemsenmeye ihtiyacı var. Eğitime ayrılan bütçe, savunmaya ayrılanı geçmedikçe eğitimde daha iyi bir yere ulaşamayız. Öğretmenin motive edilmeye ihtiyacı var. Kendini büyük bir ideale adamaya ihtiyacı var.

Eğitimi milletçe önemsemeliyiz. Eğitim, sadece öğretmenler eliyle ve okulda olmaz. Evde, ailede, sokakta da eğitim devam eder. Çanakkale ruhuna sahip yeni nesiller yetiştirme mecburiyeti var. Ümitliyim.

Eğitimin önemini kavrayan ve onu önemseyen insanlar, vakıflar, dernekler var. Özel okullar açılıyor, öğrencilerin daha iyi yetişmesi için özel çabalar var. İdealizmle yetiştirilen öğrenciler, dünya bilim olimpiyatlarında derece alıyor. Matematik, biyoloji, kimya, fizik dallarında ülkemizde olimpiyatlar düzenleniyor ve birinciler çıkıyor.

Türk biliminsanları, gelişmiş ülkelerde araştırmalar yapıyor. İcatlara imza atıyor. Aynı çalışma ortamı burada temin edilse benzeri buluş ve icatlar burada da yapılır. Gelecekten ümitli olmak ve çok çalışmak gerekiyor.

İşin önemini kavrayan insanlar, eğitimin eksiklerini düzeltecek, yanlışlar ortadan kaldırılacak. İşin önemini kavrayan yeterince insan var. Özel okullar, üniversiteler açılıyor, geleceğimizi kuracak nesiller yetiştirmek için çaba harcanıyor. İstatistikler, eğiticilerin % 5’i idealist diyor. Bu çok önemli bir rakam. İyi eğitilmiş insan gücü ile aşılamayacak zorluk yoktur.

Türkiye’de fedakarca çalışanlar olduğu gibi, Türki Cumhuriyetlerde, Tanzanya’da, Moğolistan’da, Pakistan’da, buzullar ülkesi Sibirya’da da eğitimcilik yapan meslektaşlarımız var. Amerikalılar, Almanlar, Japonlar çalışarak başarılı oluyorsa biz de başarırız.

Millet olarak yeniden bir dev gibi, bir dağ gibi doğrulayacağız. Dünya bizi yeniden tanıyacak. Başarımızı kendimize ve dünyaya ispatlayacağız. Ümit var olmak, inançla, aşk ve şevkle çalışmak gerekir.

Şair Necip Fazıl şöyle der:
“Mehmedim sevinin başlar yüksekte,
Ölsek de sevinin, eve dönsek de.
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte;
Yarın elbet bizim elbet bizimdir;
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.”

Yeni öğretim yılında yapılması gerekenler

Öğrencilere değer vermek, onları geleceğe hazırlamak eğitimcilerin, anne ve babaların en önemli işi olmalı. Bir öğrenciye şu prensipleri benimsetirsek başarılı olur:

  1. Büyük adam olmayı iste ve büyük hedefler seç. Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgar yardım edemez.
  2. Kendine güven ve başarılı olacağına inan. Bütün büyük adamların sahip olduğu yeteneklerin hepsine sahipsin. Onların sahip olduğu beyin, el, ayak, yürek, göz, kulak gibi donanımlara sen de sahipsin. Hiç kimseden bir eksiğin yok.
  3. Başaracağım de. Başaramayacağım diyenin başardığı görülmemiştir.
  4. Mazeretlerini yok et. Hiçbir mazeret yapılmayan işin yerini tutmaz.
  5. Sakın unutma: bilgi güçtür, diploma güçtür, mevki, makam ve şöhret güçtür.
  6. Çalışmak en büyük erdemdir.
  7. Prensipli ol, disiplinli çalış.
  8. İyi arkadaşlar seç. Kahvehaneden, meyhaneden, kumarhaneden uzak dur.
  9. 9- En önemli sermayen vaktindir. TV, bilgisayar oyunları ve kaldırımlara vaktini çaldırma.
  10. Unutma; senin en büyük dostun da en büyük düşmanın da kendinsin. Eller seni bir kere kandırır, ama kendin her gün kendini kandırabilirsin. Her gün kahvehaneye ve vakit öldürme yerlerine gidenlerin düşmana ihtiyacı yoktur.
  11. Kendini büyük bir ideale ada. Öldükten sonra düşmana servet bırakmak, hayattayken dostlara dilenmekten iyidir.
  12. İyilik yapmak insanı mutlu eder, bencillik insanı dostsuz bırakır. İnsanları sev ve onlara iyilik yapmaktan zevk almaya çalış.

Bu prensipler, öğrencinin başucuna asılmalı ve daha da önemlisi ona benimsetilmeli. Öğrenciye mutlaka büyük idealler verilmeli. Onu karakterli, ahlaklı, kişilikli bir şekilde yetiştirmek için sabırla çalışmalı. İdeali ve hedefi olan öğrenci çalışır ve başarılı olur.

Veliler ve öğretmenler, çocuklarımızın idealist bir şekilde yetişmesi için bir ömür boyu çalışmalı. Unutmamak gerekir ki eğitim, uzun soluklu bir koşudur.

Altınoluk Dergisi ~ Ali Erkan KAVAKLI
Sayı: 187 ~ Eylül 2001

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
6
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Aslında bence, ikisi de birbirinden ayrı düşünülemez. Ülkedeki eğitimli (entelektüel) kesim ne kadar iyiyse, ülkenin kalkınması da o kadar hızla olur. Tabi ki gerçek eğitimli insanlar ile! Kopyala yapıştır yapıp, profesörlüğü kazananlar ile değil! Ülkemizin kalkınması için eğitim severlerin el birliğiyle bu işe koyulması gerekiyor. Siyasetçilerinde farklılıkların zenginlik olduğunu düşünüp, bu sevgi dolu insanları engellemek yerine; destek vermesi gerekiyor. Hatta ülkemize dünyadan beyin göçleri olması için, bunlar dahi desteklenebilir…

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim