Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

6 dk okuma süresi


10
13 Paylaşım, 10 puan

Sevgi neydi? Sık sık maruz kalınan can sıkıcı haberlerle beraber durmadan sorulan, bir yakarış içeren en anlamlı sorudur sevginin ne olduğu. Herkesin arayıp bulduğunda havalara uçtuğu, bazen de büyük bir hüsranla boy ölçüşmek zorunda kaldığı sevginin aynı zamanda çok da kötü bir huyu var: yanlış anlaşılması. Ancak Özdemir Asaf’ın da dediği gibi: “Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır. Harcayacaksın.” Sevgi sadece öğrenerek anlayabileceğimiz bir duygudur. Dört gözle aranan bu nadide duygu, sevgi hakkında karıştırılan, doğru bilinen yanlışlar burada titizlikle toparlandı. Keyifli okumalar dileriz!

1. Sevgiye Kötü Huylu Değil, İyi Huylu Duygular Eşlik Eder

Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Her ne kadar doğrusu bilinse de çok karıştırılan, hatta bazen görmezden gelinen ve kötü sonuçlar doğuran bir nokta var: sevgiye hangi duyguların eşlik ettiği konusu. Gerçek sevgiye eşlik eden duygular, şefkat, empati, anlayış ve affedicilik gibi iyi huylu duygulardır. Karşıdaki insanın özgürlüğüne, sınırlarına ve isteklerine duyarlı duygulardır. Ancak sanılanın aksine sevgi her zaman olumlu duyguları da yaşatmayabilir, hayat bu! Pişmanlık, özlem gibi yorucu, üzücü olabilecek duygular da sevgiye eşlik edecektir. Dikkat edilmesi gereken, sevmenin size ve sevdiklerinize uzun vadede zarar vermeyecek, yapıcı ve iyi huylu duygularla ilerliyor olmasıdır. İyi huylu duygular dendiğinde, kıskançlık, sınırlama, şaka yoluyla aşağılama veya psikolojik şiddete varacak sorgulama ve tenkit etme gibi tutumların bunun dışında kaldığını çok net belirtelim!

2. Sevgi Karşılık Beklemeden, İçtenlikle Yapılandır

Günümüzde en çok şikâyet edilen tutumlardan biri de güvensizlik olduğundan, hangi sevginin gerçek hangisinin ise sahte olduğu konusunda da çok kafa yoruluyor. Ancak sevgi karşılık bekleyerek verilen, alınan bir duygu değildir. Bir insanı, kokuyu veya detayı sevebilmek çoğu zaman bizim dışımızda ilerleyen, samimi bir süreçtir. Sevginin gerçekten hissedildiği durumlarda kişi bencilliğe kapılmaz. Herhangi bir çıkar da gözetmez. İnsanların takıldığı konu sevginin somut olarak gösterildiğinde taşıdığı içtenliktir. İçten gösterilen bir sevgi size karşı gösterilen bir konfor alanını, anlayışı, sıcaklığı ve mutluluğu vaat eder. En önemli detaylardan biri de size gösterilen sevgiye karşılık verirken buna zorunlu hissetmemenizdir; gerçek sevginin size zorla gösterilmediği açıktır. Dolayısıyla sizin de gösterdiğiniz sevgi aynı oranda, içtendir.

3. Sevgi ve Nefret Arasındaki Çizgi Sanılandan Kalındır

Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Sevgi ve nefret dendiğinde herkesin hayal ettiği, bu iki kuvvetli duygunun birer tahterevalli kutupları gibi olması şeklindedir. Küçük bir denge kaybı, sizi cennetten cehenneme veya tam tersine sürükleyebilecek şeklinde bir düşünceniz olabilir. Ancak bu denge, düşünülenin aksine gayet sağlam, mantıklı bir dengedir. Bir insanı sevmenin tam tersi nefret olabilir, fakat bu değişimin oluşacağı süre zarfında birçok durak mevcuttur. Sevginin nefrete dönüşmesi, sadece insan ilişkilerinde başarısızlığı kabullenemeyen, hata istemeyen insanların elinde bir silaha dönüşebilir. Bu, yaşanılan duygu yoğunluğunun bilinçli olarak tersi bir istikamette kullanılmasıdır. Kuvvetli bir bağ, o bağ yitirilmeden yıkıcı amaçları olan bir boyuta taşınır. Ancak doğru olan şey, değer verilen kişileri yıpratmaya ve onların zafiyetlerine saldırmaya yönelik davranışlardan kaçınmaktır. Anlaşmazlıkları göğüsleyebilmektir. Çünkü gerçek sevgi, mantıklı ve sağduyulu yönetilen bir duygudur.

4. Sevmek, Her Zaman Tek Başına Yeterli Değildir

Romantik bir düşünce olarak sevmenin tek başına yeterli oluşu, dört gözle aranan sevgi hakkında gerçekten de talihsiz, doğru bilinen yanlışlar arasındadır. Sevgi ya da sevmek ne yazık ki yeterli değildir. Birçok insanın sevdiğini göstermek konusunda farklı huy ve alışkanlıkları olduğu bilinir; kimisi sıcakkanlı ve sevecenken kimisi sevdiğini aynı oranda gösteremeyebilir. Ancak insan ilişkileri soyut ya da somut, devamlılık için sürekli bir kanıt aramaya meyilli ilişkilerdir. Bir insanı bir sonraki buluşmaya davet etmek için onun da istekliliğine dair bir sinyal bekleriz, telefon konuşmalarını uzatabilmek için sohbetimizin keyif verici olduğundan emin olmak isteriz. Psikolojik olarak en sağlıklı insanlar, sevginin hissettirildiği ortamlarda büyüyen bir çocukluktan geçerler. Bu noktada devreye giren gerçek, hepimizin sevgiyi aradığı ve görebildiğinde mutlu olduğudur. Sevgiyi hissetmek kadar göstermek de insan ilişkilerinizde size faydası dokunacak kilit noktalardandır.

5. Sevgi İnsanı Yalnızlaştıran Bir Duygu Değildir

Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Sevgi bir tarafta azalırken öteki tarafta artabilen bir duygu değildir. Herkesin başından birisine gösterilen sevgi sonucunda diğerlerinin bundan mahrum kalması ve sitem etmesi gibi bir olay geçmiş olabilir. Buna örnek olabilecek en net durum, kardeşler arasında küçük yaşlarda yaşanan çekişmedir. Fakat en gerçek sevgilerden olan anne sevgisi ikiye veya daha fazlasına bölünen bir şey değildir, anne bütün evlatlarını eşit ve kıyaslanamaz miktarda sever. Örneğin bir partneriniz varsa, bu arkadaşlarınızla olan sevgi bağınıza zarar vermemelidir. Gerçek sevgi bir insanı yalnızlaştırmaz. Seven insan da sevilen insan da yalnız kalmaya mahkûm değildir. Sevgi çevrenizi genişleten, insanların size yakın olabilmesini sağlayan bir duygudur. Paylaştıkça azalmaz, artar. Gördüğünüz sevgiyle insanlardan uzak düşüyorsanız veya sevdiğiniz insanı sevginizle yalnız konuma sürüklüyorsanız, bu sağlıklı bir durum değildir.

6. Sevgi Gösterilen Çocuğun Şımartılması Söz Konusu Değildir

Anne ve babalar hem çocuğuna sağlayabildiği bütün şartları sağlamalı, hem de çocuğunu ona sağlanmış bu hayatın içinde şımartmadan, özverili bir birey olarak büyütmelidir. Bu şartlardan şüphesiz, en koşulsuz verilmesi gereken şey, sevgidir. Sevgi bir çocuğa sağlanabilecek en uzun ömürlü, tükenmez kaynaktır. Sevgi gören çocuk şımarmaz, hayatta sınırların olduğu öğretilmemiş olan çocuk şımarır. Pahalı bir oyuncağı ona neden alamayacağınızı açıkladığınızda çocuk yine de diretebilir; ancak bu mantıklı açıklama onun büyümesi için çok önemlidir. Bu oyuncağı ona aldığınızda ise çocuk oyuncağın (ona neden alınmayacağını bilmesi gibi) neden alındığını da bilmelidir. Bu sayede çocuk oyuncağa sahip oluşunun neden kaynakladığını anladığında, isteklerinde ve davranışlarında bir uyum yakalayacak, şımarmayacaktır. Son olarak bu örnek aracılığıyla, çocukların sevgiyi sadece maddi şeyler üstünden görmemesi gerektiğini de hatırlatalım!

7. Sevginin Olduğu Yerde Saygı da Mutlaka Olmalıdır

Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Sevgi biraz da doğası gereği getirdiği diğer duygular sayesinde insanların beraber yaşamasını olanaklı kılan yegâne duygu olabilmiştir. Sevgi dolu kişi anlayışlıdır, empati kurma, sabırlı ve duyarlı olma kabiliyetlerine sahiptir. Sevgi dolu kişi geçimi kolay bir insandır. Ancak gerçek sevginin bulunduğu yerde eksik olmayacak en önemli şey, saygıdır. Saygı bir duygudan ziyade, duygular üstü olan bir tutumdur. Sevecen bir insan diğerlerinin seçim ve davranışlarına saygılı olmalıdır; birisinin sizi sevdiğinden emin olmadan önce size saygı duyup duymadığına bakılmalıdır. Çünkü seven kişi karşısındakinin bir birey oluşundan gelen farklılıkları da seviyordur; bu sebeple ortada doğal bir saygı, size gösterilmek üzere var olmuş demektir. Sizi seven kişi size parçalanmaz bir bütün gözüyle bakar, size saygı duyar.

8. Azalan Şey Sevgi Değil, Gerçekten Seven İnsanlardır

Bu dönemde sevgi için beyin fırtınası yaparken, bizim dışımızda yaşayan alemin, en basit olarak hayvan dostlarımızın sevgilerinden hiçbir şey kaybetmediklerini görebilirsiniz. Bu noktadaki ayrılık bize basit, ancak üzücü bir gerçeği kanıtlayabilir: aslında azalan şey sevgi değil, seven insanlar değil midir? Sürekli bir şeyleri tüketip bitirmek, daha sonra yenisini almak peşinde olan tüketim toplumu bir doyumsuzluk döngüsünde kaybolmuş durumdayken sevmeye vakit bulabiliyor mu? Sevgi ancak yaşanabildiğinde yarına aktarılabilen bir duygudur. Yarım yamalak yaşanmış insan ilişkileri sevgiye, hatta aşka dönüştürülmeye çalışıldığında yolun sonu hep hüsrandır. Yapılması gereken, gitgide bireyselleşen ve tüketime yönlendirilen insanın, ilişkilerinde şimdiki zamanı yakalayabilmesidir. Bir otobüs yolculuğunu sevebilmek, o yolculuktan bitmesi dışında bir şeyler bekleyebilmekten geçer; insan ilişkileri de hızla zirveye ulaşıp yere çakılmaları yerine sevgi dolu yaşandıklarında sürdürülebilir.

9. Sevgi Ne Seveni Ne de Sevileni Aptallaştırır

Asla unutulmaması gereken şeylerden biri de çoğunlukla kalbimizle ilişkilendirilen sevginin, aslında beynimizle de çok yakından ilişkili olduğudur! Sevgi ya da aşk, yaşayan kimselerin akıllarını başından alan ve onları saflaştıran birer duygu değillerdir. Dört gözle aranan sevgi duygusu, hakkında doğru bilinen yanlışlar sebebiyle sanki içine düşülmüş bir aptallık hali olarak lanse edilebilir. Oysaki sevmek tam tersine, ciddiyet ve mantık gerektiren bir duygulanım halidir. Budizm öğretisinde sevgi, insanın aydın olabilmesi için mutlaka sahip olması gereken erdemlerin arasında gelir. TDK sözlüğünde sevginin tanımı ise “insanı yüksek özverilere götüren ilgi duygusu” şeklindedir. Sevmek düşünüldüğü gibi kişiyi mutlu eden bir duygu oluşuyla, kişinin mantığını körelten boyutta bir mutluluk sarhoşluğu yaşatmaz. Sevebilmek, insanın edinebileceği en zorlu fakat en erdemli kabiliyetlerin başında gelir.

10. Her Sevgide Aşkı Aramak İlişkilerin Kalitesini Düşürür

Dört Gözle Aranan Sevgi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Dünyada binlerce farklı kültür, koşul ve çevre içinde yetişmiş, anlaşıp anlaşamayacağınız binlerce insan var. Bu insanlardan karşılaştıklarımızın her biriyle tanışıklığımız farklı bir seviyede ve frekansta ilerleyebilir. Bunun sebebi hepimizin farklı olmasından gelir, ancak ikili ilişkilere fazla önem vermek bütün ilişkilerinizi zedeleyecek bir davranıştır. Her ilişkide yaşanabilecek bir aşkın ışıltısını arayarak beklentiler yükseltilir. Sonuç olarak karşınızdaki insanı tam olarak tanıyamadan ona bir misyon yüklemiş olursunuz. Bu durumda bir insanla kurulan bağ, yalnızca olumlu yönlerin ve sığ bilgilerin üzerine kurulmuş, kalitesiz bir bağ oluverir. Yapılması gereken, insan ilişkilerinde tanışmaya ve anlaşılmaya önem verdikten sonra ilişkiyi ilerletmektir. Her yeni insanda aşkı aramak en nihayetinde partner seçimi konusunda kafa karışıklığına ve yıpranmış bir ilişki hayatına sebep olur. Sevgi bazen küçük bir miktarda, devasa bir miktarda olandan daha güçlü, kalitelidir.


dergiCE üyeleri ne diyor?

Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
9
Beğen
Mutlu Mutlu
7
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
6
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç