dergiCE 8 Mart Özel: Kanatsız Melek Kâniye Kabay

3 dk okuma süresi


7
13 Paylaşım, 7 puan

Çanakkale’de yaşayan, iki güzel kız evladı olan mavi gözlü, güzel yürekli, iyilik meleği 79 yaşındaki Kâniye Kabay’ı tanıtmaya kelimeler yetmeyebilir. Ama sizler yine de hayal edin…

Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kaldığında, hayatı aniden değişen sekiz yaşında küçük bir kız çocuğu Kâniye Kabay… Yoksulluk yüzünden okuyamadığı için kendini ömür boyu zengin fakir ayrımı yapmadan öğrencilere adamış koca yürekli bir kadın.

Hayatının Dönüm Noktası

Hayatının Dönüm Noktası

“1950 senesi idi. Aslında biz, Bulgaristan’da hali vakti yerinde olan bir aileydik. Meyve bahçelerimiz vardı, babamın marangozhanesi vardı. Zehire depomuz vardı. Ama ne olduysa biz göç etmek zorunda kaldık. Orada her şeyimizi bırakıp sadece üzerimizdeki eşyalarla göç ettik. Tek hatırladığım annemin sözleriydi… “Adımızı değiştirmemizi istiyorlar, ben Müslümanım! Adımızı değiştirmeyeceğim.” Çanakkale’ye ilk geldiğimizde, iskelede bize bunlar göçmen dediler. Bir simitçi, kardeşimle bana bir simit verdi, portakal satan adam da portakal verdi. Kardeşim portakalı soymadan ısırınca uyardılar hemen bizi. Biz portakal görmemiştik ki, soğuk memleket oralar… Halileli köyüne geldik sonra. Bize bir samanlık gösterdiler. İki hane, iki yıl orada kaldık. Mutfak yok, banyo yok. Düşünün sizi yurdunuzdan koparıyorlar.”

“Geçmişimi Unutamadım”

Geçmişimi unutamadım

“Bir gün köye müfettişler geldi. Annemi görmek istediler.  Dediler ki senden hiç para istemeyeceğiz, bu kızı okutalım. Babam vefat etmişti ve annem bana çalışacak, yardım edecek kız lazım dedi. Beni okutmadı. Ee o zaman köylük yerde öyle idi. Zaten samanlıkta kalıyorduk, yardımlarla geçiniyorduk. Verilen birer avuç bakliyatı yere serer ve zengin olduğumuz için sevinirdim. Ama çok zorluk gördük. Dedim, “Allah’ım bizi buradan kurtar, ben de herkese yardım edeceğim.” Çok şükür halimiz vaktimiz yerinde. Eşim bana bakıyor, ben öğrencilerime bakıyorum. Çok para kazanıp ne yapacağım ben, mutlu olayım yeter. Geçmişimi unutmadım.”

İşte şimdi o güzel yürekli kadın; Çanakkale’nin halk pazarına tam 36 yıldır, haftanın üç günü sabah erkenden gidip, kendi ördüğü bebekleri, diktiği kıyafetleri, dizdiği boncukları, kermesten aldıklarını ve hayırseverlerin verdiği şeyleri satmaya çalışıyor. Bunu yaparken en çok öğrencileri gözetiyor. İhtiyacı olan ya da olmayan tüm öğrencilere, maddi manevi karşılıksız yardım ediyor. Sattıklarından kazandığı paraların beş kuruşuna dokunmuyor. Öyle zamanlar oluyor ki gün içerisinde hiçbir şey satamıyor ve yan tezgahında bulunan ailede çocuklarını okutuyor. Onlarda bugün satış yapamadı diyerek elinde biriktirdiği kazancını veriyor.

“Hastalıklarımı Unutuyorum”

Hastalıklarımı Unutuyorum

Sağlık nedeniyle doktorunun çalışmasına asla izin vermediği Kâniye Kabay, ailesinin ikazlarına rağmen büyük bir heyecanla her pazar erkenden tezgâhını açıyor. Artık satış yapmaktan çok öğrencilerini bekliyor. Öğrenciler için ‘’Onlar benim hayatım’’ diyor. Tezgahına uğrayan, sohbete gelen ve yardıma gelen hiç eksik olmuyor. O yine de en çok “Kızlarım” dediği öğrenciler geldiğinde mutlu oluyor. Ayrıca kazancının bir kısmını biriktirerek her ay Kızılay’a bağış yapıyor.

Kendisi mutluluğunu böyle dile getiriyor: “Bunun mutluluğunu anlatmak gerekirse, sağlıksız olmama rağmen sağlıklı olarak yaşamamı sağlıyor yaptıklarım… Çünkü mutlu oluyorum. Mesela bugün ben rahatsızlıklarımı duymamaya çalışıyorum. O iki yıl yaşadığım mutsuzluğumu, 36 yıldır mutluluğa dönüştürmeye çalışıyorum. O yıllarda yaşadığım yoksulluğu anlatırken hala gözlerim doluyor. Çünkü çocuk ruhuyla aç kaldık, açıkta kaldık.”

En Üzüldüğü Şey Mezun Olan Öğrencileri…

Aynur Karakaş - Sema Albay
Aynur Karakaş – Sema Albay

Onu tüm bu mutluluğu içinde üzen tek şey, öğrencilerin mezun olmaları ve bir daha onları görememesi.. Yıllar önce mezun ettiği öğrenciler arayıp sorduğunda çok mutlu oluyor.

Mezun Ettiği Öğrencisi Aynur Karakaş’ın Düşünceleriyse Şöyle:

“Çanakkale’de öğrenciyken tanıştık Kâniye teyzeyle… Önce tezgahındaki yazı dikkatimi çekti. “SATIŞLARIM EĞİTİME KATKI AMAÇLIDIR” Böyle insanlar kaldı mı dedik ve onu tanımak istedik. Yanına gidip konuştuğumuzda bize kendini anlattı. Zaman zaman o masmavi gözleri dolu dolu oldu. Aynı zamanda da “öğrencilerim” derken ışıl ışıldı o gözler. O kadar sevdik ki birbirimizi, haftada bir kez gittiğimiz pazara artık haftada üç kez gider olduk. Pazarın kurulduğu günler onun yanına gitmediğimizde bir boşluk oluyordu içimizde ve biliyorduk ki o da bizi dört gözle bekliyordu. Gittiğimizde hemen sarılır, öper, sonra da sofra kurar nefis bir ziyafet çekerdik. Neler yoktu ki o sofrada? Zeytin, peynir, domates, ekmek ve sıcacık çay vazgeçilmezleriydi… İnanır mısınız, Kâniye teyzemin sofrasındaki lezzet hiçbir yerde yoktur. İyi ki onu tanımışım… Kâniye teyze doya doya yaşayamadığı çocukluğunu, gençliğini bizlerle yaşıyordu eminim. Yaşadığımız dönemde bu kadar kötülüğün içinde Kâniye teyze sımsıcak kalbiyle bize bambaşka bir yolun varlığını da gösterdi. Onun nasihatleri hep kulağımda olacak. Beraber yaptığımız “tatlı” kaçamaklarında ki o munzur gülüşünü, tatlı sohbetini, bize kattığı güzellikleri asla unutmayacağım.”

Aynı Zamanda Bir Şair: Pazaryeri Gözlemlerim

Kaniye Kabay Şiiri

Ne mutlu ki o öğrencilerden biri de benim. Onu en yakından tanıma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. Hayatıma kattığı tüm güzellikler için, yaptığı tüm iyilikler için ona buradan da teşekkürü bir borç bilirim. Kanatsız meleğimiz Kâniye Kabay iyi ki varsın!

Kaniye Kabay


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
17
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
3
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
2
İlginç

dergiCE üyeleri ne diyor?