Çocukların özgüven kazanmasında anne rolü


Özgüven
Özgüven

Özgüven, bireyin kendine güvenme duygusu; kendinden memnun ve kendisiyle barışık olmasıdır. Pedagogların yorumuyla özgüven; çocuğun kendini güvensiz bir ortamda hissettiği için, kendi içinde kendini kapatması, kilitlemesi ve yaşamın çok zor olduğu kanısı ile kendinden; yani ‘özünden’ başkasına güvenmemesidir.

Çocuklarda özgüven; temel olarak 0-6 yaşlarında, ebeveynlerin sağlıklı yaklaşımlarıyla gerçekleşebilir. Nitekim çocuk temellerini bu yaşlarda kazanır. Eğer bu dönemde ebeveynler onu bir birey olarak kabul ederlerse, ilerleyen yıllarda çocuk sağlam bir karaktere sahip olur. Ebeveynler çocuğun farklı bir birey olduğunu hissettirmeli, yaşına uygun olarak sorumluluklar almasını ve aile içerisinde karar sürecine aktif katılımını desteklemelidir. Dolayısıyla çocukların özgüven kazanmalarında, aile yaşamının özellikle de annenin çok önemli bir rolü vardır. Çocukla iletişim kurarken onu etiketlemek, mesafe koymak, çocuğu başkalarıyla kıyaslamak, abartmak, alay etmek, suçluluk duygusu aşılamak çok yanlış bir davranıştır. Bütün bu tepkiler çocuğun özgüvenini yıkar, çocuk ya içine kapanır ya da hırçınlaşıp saldırgan davranışlara yönelir.

Özgüveni eksik olan çocuklar, ilerleyen yaşlarında kendi başlarına karar vermekte zorlanırlar, ancak bir grubun etkisinde olarak karar verebilirler. Sorumluluktan mümkün olduğu kadar kaçınırlar.

Sevildiğini, önemsendiğini hissetmeyen, beklediği yakınlık ve ilgiyi göremeyen, sürekli eleştirilen ve olduğu gibi kabul edilmeyen çocuk kendisini değersiz hisseder ve özgüveni olmaz.

Buna karşılık büyükleri tarafından sevgi gören, gereksinim duyduğunda beklediği yakınlık ve ilgiyi bulan, fikirlerine değer verilen ve önemsenen, güven duyulan ve sorumluluklar verilen çocuğun kendine özgüveni olur.

Anne-babalar çocuklarında özgüveni geliştirmek için çocuğun güçlü olduğu konularda büyüklerine yardımcı olmalarına izin vermelidir. Yaptığı işe çok fazla müdahale etmeyerek kendisine duyulan güveni belli etmelidirler. Onlara sık sık konuşma fırsatı vermeli, düşüncelerini sormalıdırlar. Çocukla sağlam bir iletişim kurmak ve çeşitli konularda sohbet etmek çocukta özgüveni pekiştirecek en etkili olumlu davranışlardan biridir. Annelere bu konuda çok ciddi görevler düşmektedir. Unutulmamalı ki, evin işi bitmek bilmez. Fakat çocuğun temel edinme yaşları kaçırıldığında telafisi zor hatalara zemin hazırlanmış olur.

Anne, küçük yaşlardan itibaren çocuğa ev içinde ve dışında başarabileceği sorumluluklar vermelidir. Örneğin sofra kurma, alışveriş yapma gibi. Kendisine güvenilip sorumluluk verilen çocuk kendini yararlı ve önemli hisseder.

Beklentiler çocuğun seviyesinde olmalı, onu aşacak beklentilerden kaçınılmalıdır. Ulaşabileceği hedefler amaçlanıp başarılı olması sağlanmalıdır.

Anne-babalar çocuğa kendisine has yetenekleri ortaya çıkarmasında yardımcı olmalıdırlar. Yaptıkları ve ilgilendikleri şeylerin önemli ve değerli olduğunu göstermelidirler. Bunun için çocuğa katıldıkları faaliyetleri, ilgilendikleri şeyleri, okulda yaptıklarını ve neler yaşadıklarını düzenli bir şekilde sormalıdırlar.

Evde herkesin birbirine güveneceği bir ortamın olması da önemlidir. Nitekim duygularını, düşüncelerini, sevgisini, başarı ya da başarısızlıklarını aile fertleriyle rahatça paylaşabilen çocuklar özgüvenli olurlar. Birlikte vakit geçirmeli, ortak yapılacak faaliyetlerde bulunulmalıdır.

Anne-babalar kendi davranışlarıyla çocuğa örnek olduklarını unutmamalıdır. Bunun için çocuklarında görmek istemediği davranışlardan sakınmalıdırlar.

Çocukların özgüvenlerini sağlayacak sözlerde bulunmak da faydalı olacaktır. “Yardımların çok işime yaradı, teşekkür ederim” ya da “Bak bu aklıma gelmemişti. Bu konudaki fikrini çok beğendim” gibi sözlerle onların katkılarına değer verildiği gösterilmelidir.

Çocuğun kendine güvenini azaltan bir etken de mükemmeliyetçi anne-babaların, eleştirinin dozunu kaçırmasıdır. Sürekli eleştirilen çocuk kendisini aptal, yetersiz, beceriksiz hisseder. Çocukla ilgili problemleri onu suçlamadan ya da onun karakterini eleştirmeden tartışmak olumlu bir davranıştır. Örneğin, 4 yaşındaki çocuk oyuncağını yatmakta olan kardeşinin yatağına fırlattığında, “Sen kötü bir çocuksun!” ya da “Yapma!” yerine, “Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin” demek daha doğru olur. Başka bir örnek; çocuk kötü bir karne getirdiğinde, “Şu niye zayıf, bu niye zayıf?” yerine, “Bak şu dersten beş almışsın, bu dersten iki almışsın. Şu zayıfları nasıl düzelteceksin?” demek daha iyi olur. Buradaki mesaj, duyguların çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.

Çocuklarda özgüvenin yetersiz gelişmesinin nedenlerinden biri de, aşırı himayeci davranan ailelerdir. Bazı anneler, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için aşırı korumacı tavırlar sergilerler. Çocuklarını sevgi ve şefkate boğan bu anneler, çocukları hiçbir zorlukla karşılaşmasın diye her türlü işi kendi üzerlerine alırlar. Bu tip ailelerde anne, çocuğun yapması gereken şeyleri yapar, çocuk adına düşünür, ona fazla yük vermez. Aslında bu iyi niyetle yapılan bir eğitim hatasıdır. Çocuğun bütün sorumluluklarını üstlenmek çok büyük bir risktir. Çünkü çocuk kendi sorununu kendi çözme becerisi kazanamaz. Bu tür bir davranışa maruz kalan çocukta “Ben yapamam” duygusu oluşur. Bu, özgüveni eksilten bir duygudur. Çocuk kendisini yetersiz, güvensiz hisseder ve annesine sormadan hiçbir şey yapamaz hale gelir.

Ailelerin tutum ve eğitim hataları sonucu özgüvenden yoksun bırakılmış çocuklar sürekli kendilerini ailelerine kanıtlama ihtiyacı hissederler.

Evet, anlaşılan o ki ebeveynlik, sadece olduğumuz bir şey değil, yapmamız gereken bir görevdir. Ebeveynlik; İslam, yaşam, ilişkiler, dürüstlük ve saygı gibi konularda çocuğumuzun neleri bilmesi gerektiğine karar vermemizi içerir. Anne-baba olmak, çocuğumuza nasıl sorumluluk sahibi iyi bir Müslüman olacağı hususunda örnek olmayı gerektirir.

İslam’a ve insanlığa hizmet eden, huzurlu bir dünya ve aile için sağlıklı nesillere ihtiyaç vardır. Bunun için de özellikle biz hanımlara çok büyük görevler düşmektedir.

Görevimizi layıkıyla yerine getiren şuurlu annelerden olabilmemiz duasıyla Allah’a emanet olun…

Nisanur Dergisi ~ Pedagog Meliha TİMUR
Sayı: 38 ~ Ocak 2015

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
4
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
1
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim