Çocuk eğitimi ne zaman başlar?


Çocuk eğitimi ne zaman başlar?
Çocuk eğitimi ne zaman başlar?

Çocuk eğitimi ne zaman başlar? sorusu genellikle çocuk doğduktan sonra diye cevaplanır. Ancak durum düşünüldüğü gibi değildir. Son yıllarda yapılan araştırmalar bizlere bu konuda yeni ufuklar açmıştır. Buna göre çocuk eğitimi, ne kendini bilmesiyle, ne de doğumuyla değil; çok daha önce, anne-baba çiftinin evlenmeye karar vermesi sırasında başlar.

Çocuk eğitimi ve gelişiminde, evlenme kararı verilmesinden çocuğun doğumuna kadar geçen devreye, tedbir devresi denir. Bu dönemde anne baba adayı bilinçli olmalı ve bu konudaki bilinç-bilgi seviyesini sürekli yükseltmeye çalışmalıdır.

Tedbir devresi, evlilik öncesi tedbirler, gebelik öncesi tedbirler ve gebelik dönemi tedbirleri olarak üçe ayrılabilir. Bu dönemde azami derecede dikkatli olan ebeveynler, Allah’ın izniyle, çocukları doğduktan sonra da eğitim konusunda sıkıntı çekmeyecekler; önce anne babalarına ve sonra Ümmeti Muhammed’e hayırlı birer evlat yetiştireceklerdir.

İlk tedbir: Eş seçimi

Evlilik öncesi tedbir dönemi eş seçimi ile başlar. İnsanoğlunun hayatında verdiği en önemli kararlardan biri eş seçimidir. Evlenen her çift aynı zamanda anne baba adayıdır.

Her çocuğun mutlu bir ailede dünyaya gelmesi, sağlıklı gelişiminin ve başarılı eğitiminin birinci basamağını oluşturur. Efendimiz (s.a.v.), mutlu bir aile yuvasının birinci şartı olan eş seçimine önem vermiş ve Buhari’de nakledilen bir Hadis-i Şerif’te:

“Bir kadınla şu dört özelliği için evlenilir: Malı için, soyu için, güzelliği için, dini için. Sen dindar olanını elde et ki, rahat edesin.” buyurmuştur.

Demek ki eş seçiminde her şeyden önce dikkat edilecek en önemli husus dindarlık olmalıdır.
Peygamber efendimiz zamanından bir örnek vermek gerekirse, efendimizin evlatlığı Zeyd’in evliliğini örnek verebiliriz. Hz. Zeyd Peygamberimiz (s.a.v.)’in:

“Kim cennetlik bir hanımla evlenmek isterse Ümmü Eymen’le evlensin” buyurduğunu işitince, yaşlı ve siyahî bir hanım olmasına rağmen onunla evlendi. Bu evlilikten Peygamberimiz (s.a.v.)’ in genç yaşına rağmen ordu kumandanı olarak tayin ettiği Üsame bin Zeyd dünyaya geldi.

Evlilikte huzur için eşlerin ortak değer yargılarına sahip olması çok önemlidir. Dünyaya, hayata, kültürel değerlere, inanca, aileye yönelik konulara bakış açıları ne kadar yakınsa, eşler arası uyum ve ahenk o derece iyi olacaktır.

Evlenecek kişilerin birbirinden ve evlilikten ne beklediğinin bilincinde olması gerekir. Tarafların evlilik kararını verirken, aynı zamanda ileride doğacak çocukların anne veya babasını seçtiklerinin farkında olması gerekmektedir.

Evlendikten sonra her fert farklı bir sosyal statü kazanır, sorumlulukları artar ve nihayetinde de mutluluğu artar veya azalır. Mutluluğun artması için daima beslenmesi, yani mutluluğa yatırım yapılması icap eder.
Evlenecek kişilerin, kadın-erkek psikolojisi, eşler arası iletişim, çocuk ve ergen psikolojisi gibi konularda en azından fikir sahibi olması ve kendini geliştirmeye çalışması uygun olur.

Anne rahminde alınan uyarımlar

Evlilik kararı verildikten ve evlilik gerçekleştikten sonra ikinci tedbir devresine geçilmiş olur. O da gebelik öncesi tedbir dönemidir. Bu dönemde en önemli konu, anne baba olma isteğinin düşünülerek ve eşler arasında ortaklaşa bir kararla verilmesidir.

Bu aşamada torun sahibi olmak isteyen büyüklerimizin ve çeşitli şekillerde ve nedenlerle tezahür eden çevre baskısı tabiî ki yok sayılamaz, ancak çocuk sahibi olmaya eşler karar vermelidir.

Eşlerin isteyerek çocuk sahibi olmaları, hem hamilelik döneminde, hem de sonrasında karşılaşılabilecek zorluklara hazırlıklı olmalarını sağlar. Bu konu, doğacak çocuğun anne karnındaki ve doğum sonrasındaki ruh sağlığı açısından da son derece önemlidir.

Üçüncü ve son tedbir devresi olan gebelik döneminde, anne-baba adayı doğacak çocuğu hayatlarının merkezlerine almaya başlamalı ve imkânları dâhilinde kendilerini yetiştirmeye çalışmalıdır.

Bu dönem, her ne kadar sadece anneyle alakalıymış gibi görünse de baba adayı da sürece dâhil olmalıdır. Mesela duygusal bir dönem yaşayan hamile hanımına karşı kırıcı ve sert olmamalı, elinden geldiğince gönlünü hoş tutmaya çalışmalıdır. Çünkü anne adayının memnuniyeti, anne karnındaki bebeğin memnuniyeti anlamına gelir.

Anne adayı da negatif düşünmemeli, pozitif düşünmeli ve davranmalıdır. Annedeki en ufak bir gerilim doğrudan çocuğa yansımaktadır. Çünkü annenin damarlarında dolaşan kan bebeğin damarlarında da dolaşmaktadır. Stres anında annenin kanına boşalan hormonları, kalp atışındaki değişimi vs. bebeğin de hissettiği düşünülmektedir. Hatta annenin aşırı stres yaşadığı durumlarda sebepsiz yere düşükler görülebilmektedir.

Anneler bebeğin cinsiyeti ve benzeri konularda fazla endişeli olmamalıdır. Bu konuda anne adaylarına baskı hissettirmek de doğru olmaz.

Aileler Allah’ ın takdir ettiği nasibi rıza ile karşılamalı ve ona kayıtsız şartsız sevgi duymalıdır. Bu sevgi annenin hislerini etkilediği gibi, annenin psikolojik durumuna bağlı olarak bebeği de etkiler. Eğer anne halinden memnun ve huzurlu ise bebeğin maddi-manevi gelişimi de en güzel şekilde gerçekleşir. Evliliğine güvenemeyen, bebeğini istemeyen, kaygıları fazla olan bir annenin ruh hali bebeğine de yansır.

Bebeğin manevi gelişiminde annenin yediği, içtiği ve hayat tarzı çok önemlidir. Aileler manevi yaşantılarına dikkat etmeli, baba helal rızık peşinde koşmalı, anne de haramlardan ve hatta şüpheli şeylerden azami derecede uzak durmaya çalışmalıdır.

Ebeveynler anne karnındaki bebekle de iletişim içerisinde olmalıdır. Mesela anne adayı, karnındaki bebeğe her gün düzenli olarak ve mümkünse aynı saatlerde Kur’an-ı Kerim okumayı ihmal etmemelidir. Böylece bebeklerini rahimde ihtiyacı olan eğitici uyarımlardan mahrum bırakmamalıdır. Bütün bunlar anne, baba ve çocuk arasındaki duygusal bağı kuvvetlendirerek, çocuğun ruhsal, zihinsel, manevi ve hatta fiziki yönden gelişimini hızlandıracaktır.

Anne rahmindeki bebekler 5. aydan itibaren yüksek sesleri işitebilirler. Annenin yüksek sesle Kur’an ı Kerim okuması veya dinlemesi halinde çocuğun ilk işittiği sesler bu sesler olacaktır. Anneler hamilelik süresince içinde bulundukları ortamlara çok dikkat etmelidirler.

Peygamber Efendimiz kızı Hz. Fatıma (r. anha) evlendiği zaman onun evinin kendisine ve Mescid i Nebevî’ye yakın olmasını istemişti. Böylece ehlibeytin annesinin, evlendikten sonra da babasının manevî tesir ve terbiyesi altında olmasını istemişti.

Dua, dua, dua…

Evlenmek, hamilelik ve sağlıklı bir çocuğa sahip olmak… Bunlar Allah u Teâlâ’nın bizlere en büyük ihsanıdır. Dolayısıyla, bu süreçlerin her aşamasında Rabbimize şükretmeli, samimiyetle dua etmeyi, yardımı ondan beklemeyi adet edinmeliyiz. Bu adet Hz. Âdem (a.s) Babamızdan bize kalan bir mirastır.

A’raf Suresi 189’uncu ayette; Hz. Âdem Babamız ve Hz. Havva Anamız, hamilelik gerçekleştiğinde Allah’a, Kur’an-ı Kerim ifadeleriyle; “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua etmişlerdir.

Ali İmran Suresi 38’inci ayette de Hz. Zekeriya (a.s)’nın nesli için yapmış olduğu dua yer almakta ve bize bu konuda yol göstermektedir: “Orada Zekeriyya Rabbine dua etti: Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi.

Bu konuyla ilgili olarak Furkan Suresi 74’üncü ayeti de zikredebiliriz: “Onlar, Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle diyenlerdir.” Göz aydınlığı olacak eşler ve çocukların anlamı, doğru yolda yürüyen, sağlam şahsiyetli, iffetli, insanlığa ve ailesine faydalı, ailesine keder, ıstırap, problem değil, sevinç, mutluluk ve bahtiyarlık getiren eş ve çocuklar demektir.

Gebelik döneminde bu dua şekli sık sık tekrarlanmalıdır. Çünkü dua, ilâhi yardımı istemek, talep etmek demektir. Bu sebeple anne ve baba adayı, eğitim açısından ellerinden geleni yapmalı ve sonra eğitimin dua boyutuna ayrı bir önem vermelidir.

Çocuklarımızı için duası makbul zatlardan da dua isteyebiliriz. Mesela meşhur tefsir alimi Abdullah ibni Abbas’ın babası Hz. Abbâs, oğlu doğar doğmaz onu Hz. Peygambere götürmüştü. Rasûlullah (s.a.v.) de onu kucağına alarak:

“Allahım! Onu dinde fakîh kıl. Kitabın açıklamasını ona öğret.” diye dua etmişti. Peygamber efendimiz çocukluğundan itibaren onun eğitimine önem vermiş ve başını okşayarak:

“Allah’ım! Bütün ilim ve hikmeti bu başa ver, ona te’vil ve tefsir’i öğret. Allah’ım! İnsanoğluna verdiğin her ilim ve hikmeti bunun göğsünde topla.” (Buhâri, Vudû, 10; Müslim, Fadailu’s-Sahâbe, 138). diye dua etmiştir.

Hz. Abdullah ibni Mesud’un annesi Ümmü’l-Fadl da kadınlar arasında Hz. Hadîce’den sonra ilk İslâm’a giren imanlı hanımlardandı. Bu örneklerden de anlıyoruz ki üstün şahsiyete sahip çocukların yetişmesinde annenin çok büyük önemi vardır. Elbette sadece sözle dua etmek yetmez, duanın sebeplere sarılmakla da teyit edilmesi gerekir.

Unutulmamalıdır ki hak-vazife örgüsü içerisinde her çocuk, kendilerine dünyanın en büyük nimeti olarak verilen anne ve babasından, böyle bir eğitim faaliyeti içerisinde yetiştirilmeyi talep etme hakkına sahiptir.

İslami Hayat Dergisi ~ Ayşenur Türk BIYIK
Sayı: 3 ~ Mayıs 2012

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
2
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 2

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Her yeni bir gün insanın önüne serilmiş bir fırsattır aslında.. Kimi kullanır göklere çıkar; kimi de heder eder, insanlığından değer kaybeder…

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim