Bu Asırda Fatih Olmak!


YIKILMADIM
YIKILMADIM

“Allah’ın yardımı ve fetih gelip de insanların bölük bölük Allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamd ederek onu tesbih et ve Ondan mağfiret dile çünkü o tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi)

Ne mutlu bizlere ki tarihimiz, fetihler, Fatihler, kahramanlıklar ve zaferlerle doludur. Bizler binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan ve Dünya’nın en büyük ordularını meydana getirip İslam Tarihinde destanlar yazan bir ecdada sahibiz. Şüphesiz her toplumun kendini ayakta tutan tarihine şuur veren değerleri vardır. Bu değerler bir toplumu millet yapar, bu değerler bir topluma umut bahşeder ve bu değerler ile toplum geleceğini aydınlatan unsurlara kavuşur. İstanbul’un, Sultan Fatih tarafından fethi de tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Şanlı ecdadımız Mekke’de tattığımız ilk fetihe çağları aşan İstanbul’un Fethi’ni eklemişti.

Bizler İstanbul’un Fethinin önemini; “Konstantiniye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel asker” diye buyuran Nebi(sav)’nin müjdesinden anlarız. Ashab-ı Kiram zamanından beri defalarca muhasara edilen İstanbul, daha başlangıçtan beri münferit ve mücerret bir olay olmaktan çok, İslami bir ideal olmuştu. Osmanlıya kadar kimse kuşatmadan öteye geçememişti. Bu ulvi heyecan ile yetişen, kendisini dini ve fenni ilimlerle geliştirip fethi mübine hazırlayan Sultan Fatih, fetih nesli erleriyle Peygamber Efendimiz(sav)’in sözlerine mazhar olmuştu. Bizler İstanbul’a gelip gözlerini yıkılmaz denilen Bizans surlarına diktiğinde;

“İstanbul ya sen beni alırsın, ya da ben seni alırım” diyen Fatih’in kararlı ve dik duruşundan anlarız fethe olan aşkını. Bu aşk, bu şevk ve bu tefekkürle Sultan Mehmed Han 29 Mayıs 1453 sabahı karadan ve denizden görülmemiş bir azim ve büyük bir hücumla top gürültüleri arasında yükselen davul, mehter sesleri ve tekbir sedalarıyla askerlerini Peygamber müjdesi rehberliğinde İstanbul’a sel gibi akıtıyordu. İşte bu heyecan ve aşkla yapılan fetih, nihayet surların üzerinde Ulubatlı Hasan’ın diktiği bayrak, dört bir yana dalgalanınca İstanbul artık İslam diyarı olmuştu.

Bu güzel olayı bizler büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın dizelerinde buluyoruz:
Vur pençe-i Alî’deki şemşîr aşkına,
Gülbangi asumanı tutan pîr aşkına,
Düşsün çelengi Rum’un eğilsun ser-i firenk,
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdir aşkına,
Son savletinle vur ki açılsın bu surlar,
Fecr-i hücum içindeki Tekbir aşkına!.

İstanbul’un Fethi ile şanlı ecdadımız yeni bir çağ açarak İslam kudretinin bir kere daha Bizans üstünde tecelli etmesine tarihi şahit etmiştir. Bu fetih ile Ezan-ı Muhammedi çan seslerine galip gelip, İslam’ın nuru zulmeti yok etmiştir. İlim cehalete üstün gelmiş, iman küfrü ezmiştir. Ecdadımız bu fetih ile bizlere cesaretin olduğu yerde korkaklığa yer olmadığını, Hakk’ın her şart altında batıla üstün geldiğini göstermiş oldu. İstanbul’un Fethi ile bir kez daha İslam’ın cihat şuurunun idrak edildiğine şahit olmuştur bu alem…

Bizlere düşen görevde ecdadımızın İslam uğruna yapmış olduğu mücadelelerden ders çıkarmamızdır. Onlar ki gençliğinin baharında deyip yan gelip yatmanın izni olmadığı, üşengeçliğin lügatlere taşınmadığı bir yaşam tarzına sahiplerdi. Yaşları küçüktü; oysa inançları, azimleri kocamandı, Yüreklerinde fetih sevdası vardı. Osman b. Affanların, Ömer b. Abdülazizlerin, Tarık b. Ziyadların hayatlarından örnek almamız gereken bir şeylerin var olduğunu unutmayalım. Fetih marşlarıyla gözünü kapatıp, hülyalarını müjdelenen komutan olma duasıyla haşreden Fatih Sultan Mehmet Han‘ın varlığını unutmayalım. Hafızdı, komutandı, çevirmendi, bilim adamıydı, üreticiydi, şairdi, sanatkârdı. O, en önemlisi Peygamber Efendimiz(sav)’in müjdesine layık olandı. Rıza-i ilahi için, Şefaat-i Muhammed(sav) için kendini geliştirip İslam’ın yeryüzüne hâkim olması için Fetihler yapan adamdı.

Bugünün İstanbul’u gözü yaşlı Aksa’nın şehri Kudüs değil midir? Yüzlerce Müslüman bacımızın ırzına geçilen Irak değil midir? Doğu Türkistan, Gazze, Şam ve adını bilmediğimiz Müslüman diyarları fethe muhtaç değil midir? O zaman kendimizle savaşmayı bırakalım yiğidim. Kutlu fetihler yapan şanlı atalarımız Selahaddin Eyyübi, Sultan Alparslan, Fatih Sultan Mehmet Han, fetihler bekler bizden. Zaman, bekleme zamanı değil, zaman yürüme zamanı, zaman koşma zamanı… yolumuz uzun, işimiz vaktimizden çok. Emanetimiz ecdadımızın bizlere bıraktığı Şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklar ve manevi değerlerdir. Öyleyse İslam topraklarına sahip çıkmalı, nesillerimizi Milli ve Manevi değerlerle donatıp bu ruhu yaşatmalıyız.

Ne diyor büyük şair Arif Nihat Asya:
“Yürü, hala kendinle ne diye savaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!”

Genç Doku Dergisi ~ Halim ESER
28 Nisan 2015

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
5
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
1
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Önce kendini çözmeli, nefsinle savaşmalısın. Kendinin hiçbir işe yaramadığını öğrenip, sonra iman etmelisin. Daha sonra imanın şartlarını tek tek keşfetmeye başlayacaksın. Bu uzun soluklu bir süreçtir. Eğer hakiki imanı elde edersen; kainata ancak meydan okuyabilirsin! Bu zamanda İstanbul’u fethedecek ve gönüllerde taht kuracak Fatih’lere ihtiyaç vardır… Yolunuz ve bahtınız açık olsun!

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim