Bir bakış, bir bakışa neler anlatır


Gözler
Gözler

“Bir bakış bir bakışa neler anlatır. Bir bakış bir bakışı saatlerce ağlatır.” İnsanın iç dünyasını en iyi anlatan, onun gözleridir. Gözler, kalbin kapısı ve insanın iç dünyasının bir yansımasıdır.  Bilim adamları insanların bakışları karşı karşıya geldiğinde beyindeki hareketlenmenin maksimum seviyeye çıktığını, aksi takdirde ilgi ve etkinin sönük kaldığını keşfetmişlerdir.

Beraber yaşadığımız insanlara bakınca onların içinde bulundukları hali ne kadar görebiliyoruz? Bakışlarındaki hüznü, sıkıntıyı ve sevinci ne kadar fark edebiliyoruz?

Maalesef birçok problemin ana kaynağı bakıp da görememekten kaynaklanıyor. Bu durum ise anlayışı ortadan kaldırdığından doğal olarak aile içi ilişkiler yara almış oluyor. İnsanlar, halini anlamadıkları insanlara, farkında olarak veya olmayarak zulmediyorlar.

Her insan, içinde bulunduğu halin anlaşılmasını ve kendisine ona göre muamele edilmesini arzu eder. Özellikle insanın yaşadığı evi, ailenin tüm bireyleri için bir sükûnet yeridir. Dışarıdan evimize geldiğimizde bir rahatlama hissederiz.

Evin sükûnet kaynağı ise kadındır. Fıtratına verilmiş olan şefkatle, sükûnete huzura kaynaklık yapacak olan kadın, evdeki diğer fertlere bakınca onların hallerini görme ve anlama kabiliyetini geliştirip aklını kullanmalıdır. Hassas algılamalarla, ince ve latif duygularla donatılmış olan kadın, kendisine bahşedilen bu hazinelerin farkına varmalı ve Sani-i Zülcelal’in kendisinden istediği rolü oynamalıdır. Bakma-görme kabiliyeti zayıf olan kadın, bu hazineleri gereği gibi kullanmayacağından karşısındakilere karşı anlayış yetisi kazanamayacak ve sükûnet kaynağı olmaktan çok huzursuzluk kaynağı olacaktır.

Bir erkek yanlışlarını şimşek hızıyla yakalayan ve hesap soran karısının yaptığı fedakârlıkları ve güzel davranışlarını da aynı hızla fark etmesini ve karısının kendisinden hoşnut olmasını ister. Yine bir kadın, yaptığı hizmet ve hürmetin kocası tarafından fark edilip beğenilmesini, yanlışlarının görmezden gelinmesini ve her hatasında azarlanmamayı ister. Emek verilerek yapılan her güzel iş takdir görmeyi ister. Bir çocuk, başarılarının fark edilmesini, yaptığı işlerin beğenilmesini, konuşurken anne ve babasının onun suratına bakıp dikkatlice dinlemesini ister. Anne ve babasının başkalarıyla konuşurken gösterdiği güler yüzü kendisine de göstermesini arzu eder.

Peki, bizler ailece ne kadar birbirimize bakınca halimizi ve taleplerimizi görebiliyoruz? Yoksa bakıp da göremeyenlerden miyiz?

Öncelikle bir bayan olarak kendimizi bir irdeleyelim. İtiraz seslerinizi duyar gibi oluyorum. Ama şunu unutmayalım ki biz bu dünya hayatında bir yolcuyuz. Üstelik de “Hayırda yarışınız” hadisi gereğince hayırda, iyilik ve güzellikte evimizin içindekilerle yarış halinde olmalıyız. Biz önde koşarken “Eşim niye arkada kalmış, ona inat ben de ona karşı iyilikte onunla başa baş gideceğim, o bana ne kadar iyi olursa ben de sadece o kadar iyi olacağım, yaptığı kötü davranışların altında kalmayıp hakkından geleceğim” deme lüksüne sahip değiliz.

Biz üzerimize düşeni yaradan Rabbin rızası için yapmalı ve iyi olmayı, güzel ahlaklı kalmayı şartlara bağlamamalıyız. Biz, Allah’ın istediği gibi olursak eşimizde eksiklerini telafi etme adına gelişmeler göreceğiz inşallah. Eğer göremez isek şunu unutmayalım ki bu dünya bir imtihan meydanıdır. Bizi yaratanın huzuruna imtihanları kazanmış olarak çıkmaya çalışmalıyız.

Az öce evimiz sükûn bulma yeridir, dedik. Kadın, işten yeni gelen kocasına baktığında onun günün stresiyle sakinleşmek, huzura kavuşmak için eve geldiğini görebilmelidir. Onun dinlenme isteğini anlamaya çalışmalıdır. Rahatlamak amacıyla bir yere yaslanmış kocasını, hâkimin sanık sandalyesindeki bir mahkûmu sıkıştırması gibi sıkıştırmamalı ve gördüklerinden yola çıkarak aklını kullanmalıdır. Yorgun ve kafası bir şeylere bozuk çalan bir insanın üzerine gidildiğinde patlamaya hazır bir bombaya dönebileceğini unutmamalıdır. Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de aklını kullanmayanları, insanların en şerlileri olarak tanımlıyor.

Her kadın, düdüklü tencereyi kullanmanın yolunu yordamını bilir. Bilmiyorsa bile öğrenir. Düdüklü tencereye malzemeler maksimum seviyeyi aşmayacak şekilde doldurulur. Ocağın altı yanıkken buhar düğmesinden ses çıkmaya başladığında altı kısılır ve ocak söndürüldüğünde içindeki hava boşalana kadar kapağı açılmaz. Bu kuralların herhangi birine uyulmadığı takdirde düdüklü tencere patlar.

Dışarıda farklı insanları idare etmek, çeşitli sıkıntılara katlanmak, makine gürültüleri ve araç sesleri duymak zorunda kalan erkek, tahammül seviyesi kimi zaman maksimum seviyeyi bulmuş kimi zaman da aşmış bir halde eve gelebilir. Kadın kocasının durumunu iyice gözlemleyip halinden anlamalı, onun tahammül ve algılama seviyesinin zayıf olduğu zamanın eve girdiği ilk 1 – 1,5 saat olduğunu bilmeli ve eğer bilmiyorsa öğrenmelidir. Kocasını gözlemleyip nasıl bir ruh haline sahip olduğunu anlamaya çalışmalıdır.

Şimdi diyeceksiniz ki: ‘Bir bayan olarak bazen ben de sıkıntılı ve stresli dönemler geçiriyorum. Özellikle hasta veya yorgun olunca ilgi ve desteğe ihtiyacım oluyor. Eşimin hizmetimi ve hürmetimi fark etmesini bekliyorum. Peki, benim taleplerim ne olacak?’

Öncelikle biz üzerimize düşenleri yapmaya gayret gösterdikten sonra taleplerimizi eşimizle oturup konuşmalıyız. Hassas olduğumuz meselelerin farkına varmasına yardımcı olmalıyız. Yalnız güzel adımlar atmadan karşımızdakini değiştirme girişimimiz başarısız kalacaktır. Hem biz karşımızdakileri anlamaya çalışma yetilerimizi geliştirmeden nasıl anlayış bekleyebiliriz?

Özellikle ayın belirli zamanlarında birçok kadın sıkıntılı, hassas, alıngan ve sinirli günler geçirebiliyor. Kadın bu durumu kocası ile paylaşıp tahammülünün azaldığını, anlayışa, ilgi ve desteğe ihtiyacı olduğunu belirtmelidir.

Yine kadın okuldan eve gelen çocuğuna bakınca onun gözlerinden üzgün mü, kırgın mı, sinirli veya hasta mı olduğunu görebilmeli ve morali bozuk olan çocuğunu fark edebilmelidir. Çocuğuna, sorunlarını veya başından geçenleri anlatabilmesine zemin hazırlamalıdır. Çocuğunun başkalarına verdiği tepkileri ve onun olaylar üzerindeki düşüncelerini iyice dinleyip kişiliğini tanımaya çalışmalıdır. Yanlışa düştüğü hususlarda aynı hataya bir daha düşmemesi için yol yordam göstermelidir.

Çocuğuna “Bir dahaki sefere böyle bir davranışa maruz kaldığında veya böyle bir olay olduğunda senin şöyle davranışlar sergilemeni beklerim. Sana yakışan da bu olur zaten” gibi telkinlerde bulunmalıdır. Kardeşleriyle uyumlu olmayan çocuğunu fark etmeli ve uyumsuzluk nedenlerini anlamaya çalışıp güzel bir dille ondan beklentilerini dile getirmelidir. Evladından anlayış ve güzel ahlak bekleyen bir anne, evladının da kendisinden beklentilerini göz ardı etmemelidir.

Nisanur Dergisi ~ Firdevs IRMAK
Sayı: 20 ~ 27 Temmuz 2013

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
2
Beğen
Mutlu Mutlu
1
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim