Bağımlılara Uzanan Dost El: BAYEV


BAYEV
BAYEV

Türkiye’de uyuşturucuyla mücadele kapsamında birçok çalışma yapılmalıdır. Her geçen istatistikî verilerde dinamik bir artış söz konusudur. Deneme yaşı olarak 10 yaş kayıtlarda gösterilse de, BAYEV(Bağımlı Yaşam Evleri Gönüllüleri Derneği) olarak gözlemlerimiz sonucu, uyuşturucuyla tanışma yaşı 8’e kadar inmiştir.

Madde bağımlılığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de, başta gençler arasında olmak üzere herkesi etkileyen bir sağlık sorunudur. Uyuşturucu maddeler hem bireysel, hem de toplumsal olarak oldukça yıkıcı sonuçlara yol açabilmektedir. Çünkü, bu maddeleri kullanmak yalnızca ahlaki boyutta insanları etkilememektir. Ahlaki boyutun dışında, bu maddeler o kişiyi suça itmektedir. Darp, gasp, cinayet ve özellikle kız çocuklarını tehdit altına alan fuhuş başlı başına suç unsurlarıdır. Bu suç unsurlarıyla birlikte bağımlılığın getirdiği pek çok rahatsızlık da mevcuttur. Şizofreni, anksiyete, antisosyal kişilik bozukluğu vb. yanı sıra HIV pozitif ve hepatit gibi ciddi hastalıklara da yol açmaktadır. Bu durum da, artık sadece bireyi değil, aileyi, çevreyi ve doğal olarak da toplumu etkilemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında “Gençliğin Korunması” başlığı altında ve 58. maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır” hükmü yer almaktadır. Toplumun alkol, sigara ve uyuşturucu madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklardan korunması devletin görevleri arasında sayılmıştır.

Burada atlanmaması gereken bir durum ise, pasif içiciliktir. Ebeveynlerin bu maddeleri evde kullandığını düşünürsek, ailenin en küçük fertlerinin de burada pasif içici statüsüne girdiğini unutmamak gerekir. Burada bir yaş sınırı yoktur ve buna maruz kalan 1 yaşındaki bebek de olabilir, 7 yaşındaki çocuk da olabilir.

Rehabilitasyon Eksikliği Var!
BAYEV olarak, bağımlılıkta tedavi sonrası rehabilitasyon eksikliğini tespit ettik ve çalışmalarımıza başladık. Çünkü, tedavi sonrasındaki hastanın boşluğa düşmesi onu tekrar maddeye itiyordu. Biz de buradaki hastanın rehabilitasyon süreciyle tekrar maddeye başlamasını en aza indirgemeyi hedefledik. Rehabilistasyon sürecinde, onların algılarını yeniden açmak, zekalarını geliştirici etkinliklerden, spora, kitap seçimlerine kadar her konuda titiz davrandık. Bu rehabilistasyon sürecinde sadece bağımlılarla değil yakın çevresinde(aile, eş, arkadaş vb.) kim varsa birebir psikolog görüşmeleri de yapıldı. İşte bu süreçlerde bir diğer tespitimiz ise, ailelerin bu konuda bilinçsizliğinin yanı sıra ebeveyn-çocuk-ergen ilişkilerindeki zayıflıktı. Bundan dolayı bilinçlendirme çalışmalarına da ağırlık verdik. Bağımlılıktan önce, anne ve babaların çocuklarıyla, nasıl doğru iletişim kurmaları gerektiğini aktardık. Bağımlılara yaklaşırken de nasıl bu maddeye gittiğinden daha çok neden gittiğini irdelemeye başladık. Çünkü tüm ailelerin ortak cevabı “arkadaş ortamı”ydı… Peki, bu kadar çocuk ve genç neden o kötü ortamı tercih ediyordu? Çünkü aileleriyle doğru bir iletişim kuramıyorlardı ve evdeki huzursuzluk onları sokağa itiyordu. Uyuşturucuda dikkat edilmesi ve kıstas olmayacak bir diğer gerçek ise, varlık ve yokluk. Yani, parası ve imkanları olan ailelerin çocukları da, parası olmayan ve imkanları sınırlı olan ailelerin çocukları da bunu kullanabiliyordu fakat sebepleri hepsinin farklıydı… Ekonomik durumu iyi olan ailelerde, ebeveynler işiyle gücüyle yoğunlaştığından çocuğunu parayla mutlu edeceğini düşünüp, sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünerek çocuğu sevgisiz ve ilgisiz bırakıyorlardı. Ekonomik düzeyi düşük olan aile de, kendi ekonomik sıkıntısını huzursuzluğa dönüştürerek geçim kaygısı derdiyle, çocuklarını unutuyorlardı. BAYEV olarak biz de aile seminerlerinin önemini bir kez daha anlayarak, çalışmalarımıza bu doğrultuda yön verdik. Anne-baba ne kadar iyi olursa çocuk da o kadar iyi olur ve aile iyi olur. Böylelikle de toplum iyi olur…

Olmayanı Yerine Getirmeyi Hedefledik!
Rehabilitasyon süreci olarak yola çıkmıştık fakat bağımlının klinik tedavi sürecindeki yetersizlikler de gözümüze çarpan bir diğer unsurdu. Bağımlı tedavi olmak istese de AMATEM’lerin bu konudaki yetersizliği ve dışarıdaki özel kliniklerin de çok ciddi paralar almasından dolayı bağımlı tedavisini doğru anlamda yaptıramıyor ve rehabilitasyon sürecine de giremiyor. Geçen ay İstabulda’ki, AMATEM’e sadece bonzaiden 6 bin başvuru yapıldı. Sırada bir sürü hasta bekliyor iyileşmek için ve alan yetersiz. Özel kliniklerdeki ücretler ise rakamsal olarak, 10 bin TL’ye kadar çıkıyor. Bu yüzden de rehabilitasyon sürecinden, aile seminerlerinden ziyade, artık bağımlıları tedavi ettirebilmek adına gerekli yönlendirmelerde de rol almaya başladık. Yetersizliği tamamlarken, olmayanı da yerine getirmeyi hedefledik.

Sağlık ve Yaşam Dergisi ~ Nurşah ALAGÖZ
Sayı: 105 ~ Mayıs 2015

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
3
Beğen
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim