Atatürk Olmasaydı!


Cumhuriyet konuşmaları Atatürk tartışmalarına dönüyor ve bir türlü yol alınamıyor. Bütün kazanımların veya kayıpların kaynağı görme eğilimi, “Atatürk olmasaydı” sendromunu beraberinde getiriyor. Üçüncü bir yol mümkün halbuki.

Tarih bazen insana öne çıkan, önder olma vazifesini verir. Ulu önder olmak yada lider olmak yapılan eylemlere göre alınan isimlerdir. Ve herkese yakışmaz! Günümüzde hizmetkar liderlik, öne çıkmaya başlamıştır. Lider olmak, gönül işidir ve önden giden olmakla olur…

Meclis 2. Başkanlığı’ndan ve 2. Ordu Müfettişi olarak Ankara’dan ayrılma kararını veren Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Mustafa Kemal’e sorar: “Senin şimdi apotres’lerin kimlerdir?” Mustafa Kemal, çok eski ve yakın dostuna, sorusundan bir şey anlayamadığını söyler. Ali Fuat açıklar: “Bundan sonraki emek ve himmet arkadaşların kimler olacaktır?” Mustafa Kemal şu cevabı verir: “Memleket ve millete kimler hizmet eder, hizmet, liyakat ve kudretini gösterir ise apotresler onlardır.” Bu cevap; vefa, sadakat, fedakarlık örülü o çetin Milli Mücadele yıllarında, tüm varlıklarını paylaşmış olanlar arasında, artık yeni kıstaslar geldiğinin açık-seçik, biraz da sert ispatıdır.”

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçilirken bir devamlılık vardır. Yani modernleşme tarihi, bir bütündür. Mustafa Reşid Paşa ile İnönü çağdaştır. Cumhuriyet’in Osmanlı’dan tek farkı birincisinin ulus-devlet, ikincisinin imparatorluk yani çok milletli devlet olmasıdır. Ulus devlet tercihi doğrudur. Zamanın ruhuna göre uygundur. Geri kalanı tarihin kendi dinamikleri ve daha çok bireysel irade ile ortaya çıkan savrulmalardır. Cumhuriyet’in tercihlerinden bazıları yanlıştı. Osmanlı’yı redd-i miras ederken aşırıya gidildi. Oysaki o miras üzerinde hak iddia eden bir Türkiye, bölgede daha iddialı bir devlet olurdu. Ulus devlet formu bu topraklar için çok dar gelebilir.

Cumhuriyet tartışmaları Atatürk üzerinden gidiyor ve çoğunlukla da kilitleniyor. Türkiye’de neredeyse her yerde “Eyvah vatan elden gidiyor; bir şeyler yapmalıyız” endişesi, sürekli inkılaplar yapılmasını gerektirdi. Günümüzde dahi bu endişe devam etmektedir. Ve seçilen herkesi, değişime zorlamaktayız. Fakat gelişmiş toplumlarda, şu gelince her sorun düzelecek diye her şeyi köklü değişime zorlayamayız! Aksi takdirde, “seçilenler gidince tüm her şey çökecek” endişesini de taşırız…

Cumhuriyet döneminde inkılaplar yine olacaktı!

Alfabeyi Enver Paşa da değiştirmek istemişti. Cumhuriyet’i kuran kadrolar arasında çıkan ihtilaf gerici-ilerici kavramlarıyla izah edildi. Mesela en müfrit Atatürk tenkitçisi diye bilinen Dr. Rıza Nur’un hatıralarını okurken onun Atatürk’ten daha keskin ve radikal bir inkılapçı olduğunu fark edersiniz. Ve onun arka planında inkılapçılığın sadece Atatürk’e mahsus zati bir ilham veya hususiyet olmayıp bütün kuşağı etkisi altına alan sosyal mühendislik çabası olduğunu anlarsınız.

Milli Mücadele’yi yapan kadro içinde Atatürk’ten daha dindar veya muhafazakar olan vardır ama daha az inkılapçı yoktur denilebilir. Muhafazakarlığın sembolü zannedilen Karabekir Paşa öyledir mesela, Fevzi Paşa, Refet Paşa, Ali Fuat Paşa keza. Sonradan Atatürk’e muhalefet edenlere bu gözle baktığınızda itirazlarının temelde şu olduğunu görürsünüz:

“Mücadelede hepimiz, ortaklaşa risk üstlendik ama sen şimdi her şeyi tek başına sahiplenmek istiyorsun; bu haksızlık, biz de payımızı isteriz!”

Bu itirazda ideolojik boyut yoktur hemen hemen; Cumhuriyet’e itiraz ve inkılaplara eleştiri yoktur. Siyasi bir itiraz vardır. Bunların tamamı Batıcıydı ve Batılılaşma programının inanmışlarıydı. Yeri gelmişken bir kere daha belirteyim; Atatürk bu kuşağın, Milli Mücadele çevresini teşkil eden kadronun içinde kimsenin hakkını yok ederek bir yere gelmemiştir. Kendi kuşağının en nitelikli, en kabiliyetli ve en siyasi zekasıydı.

Peki Atatürk olmasaydı, ne olurdu? Bu soruya cevap vermek yerine Osmanlı’dan Cumhuriyete geçiş dönemlerini, yaşanan o zamanki tarih açısından incelemeliyiz. Mesela 7 dil bilmeden, birçok yabancı dil bilen Atatürk’ü eleştirmek yersizdir. Aradaki mesafeyi kapattığımız zaman, tarih zaten doğruları gösterecektir. Sürekli Atatürk dönemine takılı kalmakta gereksizdir. Doğrular değişmez ama zaman hızla akıyor, kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk “Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” Seni görmedik ama okuduk. Kokunu duymadık ama kokladığın toprakların kıymetini biliyoruz. Sen rahat uyu, senin emanet ettiğin bu millet şimdi ayakta, yoluna devam ediyor!

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
11
Beğen
Mutlu Mutlu
4
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
10
Üzgün
Olamaz Olamaz
1
Olamaz
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
6
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Siteniz çok güzel olmuş, çok faydalı yazı ve makaleler var. Normal şartlarda internet siteleri, insanları sayfaya çekmek için yapmadık iş bırakmıyorlar. Bu zamanda dergiCE gibi site bulmak zor, herşey için teşekkürler, emeğinize sağlık!

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim