Ailede Mutluluğun Sırrı


MUTLU AİLE
MUTLU AİLE

“Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.” (Nisa /1)

İnsanoğlunun yaratılışına bir erkek (Âdem) ile başlamayı murad eden Yüce Yaratıcı, ondan da kendisiyle sükûna ve huzura kavuşacağı eşini (Havva’yı) yarattı. İnsanlık onlardan üreyip çoğaldı. Yeryüzündeki ilk ve en temel kurum aile oldu. Bu kurumun karı-koca ve çocuklardan oluşan bireylerinin dünya hayatındaki imtihan sürecinde her birine ayrı ayrı görev ve sorumluluk yüklenmiştir. Bu sorumluluğun bilincinde olup, gereğini yerine getiren fertler ve aileler, sağlıklı toplumların temelini oluştururlar. Bu aileler huzur ve mutluğun merkezi, aile yuvası da fertlerin dünyadaki cenneti olur.

Peki, neler yapılırsa aile, insanın dünyadaki cenneti olabilir?
Ayet ve hadisler incelendiğinde, bu konudaki emir ve tavsiyelerin ne sadece kadını ne de sadece erkeği yüceltmeyip, her ikisine de ayrı vazifeler yüklediği görülür.

Her şeyden önce şunun unutulmaması lazım ki; kadın ve erkeğin birbirleri üzerinde üstünlük kurmaya çalışmaları, sorunları çözmek yerine kördüğüm haline getirir. Allah-u Teâlâ’nın belirlediği sınırlar içinde kalmak, o hakları kullanmak herkese huzur ve mutluluk getirecektir. Kadın ya da erkek olmanın, Yüce Allah’ın katında başlı başına bir ayrıcalık ve üstünlük olmadığı bir hakikattir. Üstünlüğün ancak takvada olduğunu belirten Yüce Allah (CC), insanın fıtratına ve bünyesine göre sorumluluk yüklemiştir. Allah katında iman eden bir erkek, nasıl ki iman etmeyen bütün erkek ve kadınlardan üstün ise; iman eden bir kadın da iman etmeyen tüm kadın ve erkeklerden üstündür.

Bunun bilincinde ve farkında olarak, aile yuvalarının huzur ve mutluluğu için eşlere düşen görev ve sorumlulukları, Kur’an ayetleri ve hadisler ışığında değerlendirip uygulamaya çalışmak, dünya ve ahiret saadetine götürür. Çünkü ayetlere ve hadislere baktığımızda, yaklaşık 1500 yıl önce verilen emir ve tavsiyelerin, bugün hala canlılığını koruduğunu ve hiçbir beşeri sistem ve yasanın, onun üzerine kanunlar koyamadığı görülür. Çok çabuk hiddetlenip öfkelenen insan, ancak Allah rızasını ve ahreti düşündüğünde, nefsinin esaretinden kurtulup öfkesini yutabilir.

“Hiçbir mü’min erkek, hiçbir mü’min kadına buğzetmesin (kin ve öfke beslemesin). Zira erkek, kadının bir huyunu beğenmezse bile diğer huyundan hoşnut olur” (Müslim) diye buyurur Allah Resulü. Nitekim Allah Teâlâ Nisa Suresi 19.ayetin son kısmında “…(Kadınlarla) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız; belki bir şey hoşunuza gitmez ama Allah onda çok hayır kılar.” buyurarak aile yuvasını mümkün oldukça devam ettirmenin, en ufak bir sorunda ayrılığa gitmemenin daha uygun olduğu vurgulanır.

Yine Resulullah (SAV) “Dikkatli olun! Kadınlara hayır ve iyilikle tavsiyede bulunun. Zira onlar sizin yanınızda ancak, sizin destek ve yardımcılarınızdır. Meğerki açık bir hayâsızlıkta bulunsunlar. O taktirde de yara bereye yol açmayacak biçimde dövün. İtaat edip (aile yuvasına sadakatle bağlı kalırlarsa) artık aleyhlerine yol aramayın.” (Tirmizi) buyurur.

Resulullah’ın bu sözünü destekleyen, biraz daha açıklık getiren Nisa Suresi 34.ayeti kerimede Yüce Allah; “Erkekler kadınların koruyup kollayıcılarıdır. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)’dırlar. İyi kadınlar itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da gizliyi (kimse görmese de namuslarını) korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdığını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın (bunlar fayda vermezse) (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.” buyurarak erkeklerin kadınların işlerini yürütmelerinden, ailenin geçimini temin etmelerinden dolayı “Kavvam” olduklarını belirtir.

Ve iyi kadınlar erkeklerin bu fedakârlığından dolayı, onlara saygılı olan, itaat edenlerdir. “Nüşüz” olan, yani dik kafalı davranıp evlilik bağının yüklediği sorumlulukları yerine getirmeyen, eşine karşı isyankâr olup onun şeref ve haysiyetine dikkat etmeyen kadınlar ise; önce uyarılır, fayda vermezse yataklarında yalnız bırakılır ve bundan da anlamayıp ancak dayakla yola gelecekse o zaman da yara bere içinde bırakmamak ve yüzüne vurmamak şartıyla dövülür.

Allah ve Resulü’nün bu tavsiyelerine kulak veren mümin erkek, nasıl olur da kadın üzerinde hükümranlık kurmaya çalışır? Çok basit sebepler için, aile yuvasında fırtınalar kopartır. Öfkesine hâkim olamadığı için eşini dövme hakkını Allah hiçbir erkeğe vermemiştir. Seyyid Kutub’un ifadesiyle:

“Kadın ve erkek arasında yaratılış ve asıl itibariyle hiçbir fark yoktur. Fark sadece kabiliyet ve vazifelerdedir… Karı-koca birbirine benzer iki fert değildirler. Birbirini tamamlayan bir çifttirler. Çiftlerden birinin yokluğu, diğerini eksik ve yarım bırakır.”

Yüce Allah; “İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, O’nun ayetlerindendir. Bunlarda düşünen toplum için ayetler vardır.” (Rum / 21) buyurarak insanın huzurunun eşine olan sevgi ve merhametine bağlı olduğunu belirtir.

Resulullah(SAV); “Müminlerin iman bakımından en mükemmel olanları, ahlakı en güzel olanlar ve eşine en yumuşak davrananlarıdır.” (Tirmizi) buyurur.

Allah Resulü, hasta yatağında yatarken ashabına yaptığı tavsiyelerde, üzerinde durduğu üç şeyden biri de kadınlardır. “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü şüphesiz onlar sizin yanınızda yardımcılarınızdır. Onları Allah’ın emanetleri olarak tutuyorsunuz.” buyurmuştur. (Müslim)

Ayrıca Allah Resulü’nün, Veda Hutbesi’nde beyan ettiği mevzulardan biri de, eşlerin birbirlerine karşı olan görev ve sorumluluklarıdır.

“Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız; onların aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları; örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.” (Müslim) buyurarak emaneti muhafaza etmenin, müminler üzerinde bir borç olduğunu hatırlatmıştır.

İşte bu konudaki, bütün emir ve tavsiye mahiyetindeki rivayetleri dikkate alan ilim adamları, karı-koca arasında karşılıklı bir takım hakların bulunduğunu ve tarafların bu haklara riayet etmelerinin vacip olduğunu belirtmişlerdir. Çünkü ailenin sağlıklı, huzurlu ve güvenli olarak varlığını sürdürebilmesi; aile fertlerinin, özellikle eşlerin karşılıklı görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmelerine bağlıdır.

Nisanur Dergisi ~ Rana ÇEÇEN
Sayı: 33 ~ Ağustos 2014

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
6
Beğen
Mutlu Mutlu
4
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
1
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 1

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. “İyi değil” demek ne haddimize, şükürler olsun her halimize, hemde sayısız kum tanelerince..!

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim