200 Yıllık Konak ve Bir Kasaba Öyküsü

3 dk okuma süresi


1
9 Paylaşım, 1 puan

Trakya’ya yolu düşen her yolcu, Silivri diye anılan göz alıcı minik kasabada duraklarsa muhteşem bir manzara 200 yıllık konak ve onun destansı bir öyküsü ile ödüllendirilecektir.

Bu küçük ilçede doğup-büyüyen, halen Silivri’de yaşayan ve kendisini “dört kuşaktır Silivrili” olarak nitelendiren yazar Kaan Göktaş; bu küçük ilçenin tarihinin bilinmeyen bir noktasına eğiliyor. Bir Kasaba Öyküsü ismini taşıyan kitap, Trakya’nın tarihinden, Pers Kralı Darius’un ordularından, Lady Montegu’nun anılarından yola çıkıyor. 1800’lerde Silivri’de yaşayan bir Rum ailenin anılarına dalarak Birinci Dünya Savaşı’na değin uzanan bir aşk ve göç hikayesi sunuyor.

Silivri'de Köşk

200 Yıllık Konak ve Silivri’ye Kısa Bir Yolculuk

Bir Kasaba Öyküsü: 200 Yıllık Konağın İzinde

Günümüzde cezaevi ile ve “malum” davalarla tanınsa da, Silivri çok değil daha beş-altı yıl öncesine kadar İstanbul’un yoğurduyla, deniziyle, balıkçılarıyla, yazlıklarıyla ünlü mesire yeriydi. Hızla göçe maruz kalmadan önce ise bir avuç “yerli” halkı ile sessiz, sakin, kendi halinde bir kasaba.

Bir Kasaba Öyküsü

Bir Kasaba Öyküsü

Istranca Dağlar Bir Kasaba Öyküsü’nde ve Silivri–Çatalca sırtlarından kestikleri keresteleri Silivri Limanı’ndan gemilere yükleyen, Silivri’nin en güzel yerine, binlerce altın harcayarak ilçenin en görkemli konağı yapılmıştır. Amcasının kızıyla evlenip, kale içinde çocuklarını büyüten; savaşlar, seferberlikler gören, evine el konulan, yaralı askerleri odasında yatıran Stavros’un hikayesini torunu Evelyn Lyle Kalças kaleme almış. Amerika’da “The Silivri Saga” (Silivri Efsanesi) adıyla yayınlanan kitap, Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi Yayınları tarafından -aynı isimle ve yine İngilizce- ders kitabı olarak basılmış.

Evelyn Lyle Kalças’ın, yani Kalçaoğlu Ailesi’nin dördüncü kuşak üyesinin, babası Homer’ı, dedesi Stavros’u, babaannesi Eudokia’yı babasının tırmandığı çınar ağacını, dedesinin sohbet ettiği papazı hiç tanımamış. Silivri’deki evlerini, oyunlar oynadıkları bahçeyi üzerinden kaydıkları merdiven tırabzanlarını hiç görmeden, dinlediklerini bir araya derlemiş. Belki biraz da hayal gücünü zorlayarak kaleme aldığı anıları tesadüfen ele geçiren Silivrili Yazar Kaan Göktaş, kitabı okur okumaz kararını vermiş. Bir Silivrili yazarın kaleme aldıklarını, bir başka Silivrili yazar kendine misyon edinmiş…

Bir Kasaba Öyküsü: 200 Yıllık Konağın İzinde

Tarihi Konak ve Öyküsü

Kitabın orijinalini sahaf raflarında bulduktan sonra önce gerekli temasları kurmuş Göktaş. Daha sonra kitabın çevirisine girişmiş. Pelin Akarı ile birlikte kitabı Türkçeye çevirdikten sonra bu defa Türkçe metni ele almış. Sonuçta uzun bir bekleme ve hazırlık süresinin ardından, kitap Bir Kasaba Öyküsü ismiyle Moss Kitap’tan basılmış.

Daha çok Rumların yaşamış olduğu bir kasaba Silivri. Kentin ilk yerleşim yeri olan kale içindeki günlük hayat, Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşı’nın kasabadaki gayrimüslim azınlıklar açısından savaşın etkisinde kalıyor. Ve hikaye, aile için Birinci Dünya Savaşı başında Türkiye’den göç etmeye karar vermeleri ile son buluyor.

Silivri’de Büyük Bir Tarih: Tevfik Efendi’nin Evi

Konağın üç katlı olması, bahçesi, çatı katı, tarif edilen tahmini yeri gibi bilgilerden yola çıkan Göktaş, neredeyse şimdiki sahiplerinin bile haberi olmayan bir gerçeği ortaya çıkardı. Silivri Tarihçisi Yılmaz Kandemir’in tespit ettiği konak, şimdi Silivri Belediyesi’nin ek bina olarak kullandı. Yakın zamanda baştan aşağı restore edilen “Onaterler Konağı”, bir başka deyişle “Tevfik Efendi’nin Evi” idi…

Kitapta anlatılanlara göre, Türkiye’den göç etme kararı alındığında Stavros tarafından “ihtiyacı olan birine verin” denilen görkemli yapı, yine mübadele ile Silivri’ye gelen bir aileye veriliyor. Aile ise daha sonra bu konağı, değerinin çok çok altına Onater Ailesi’nin büyük babası Tevfik Efendi’ye satıyor. Aile, dedelerinden kalan bu eski konağı, bakımını sağlayamadıkları için 2000’li yıllarda Silivri Belediyesi’ne bağışlıyor. Ancak bu evin, kitapta bahsedilen Kalçaoğlu Ailesi’nin görkemli konağı olduğu, Göktaş ve Kandemir’in araştırmalarına kadar bilinmiyor.

200 Yıllık Konak ve Gizemli Odaları

Tevfik Efendi’nin Evi

Yine kitapta anlatılanlardan yola çıkan Göktaş, şimdi yarısının üzerinde bir apartman, diğer yarısının üzerinde ise çocuk parkı olan Rum Kilisesi’nin yerini tespit ediyor. Homer’ın dallarına tırmandığı çınar ağacını buluyor. Yazar Kaan Göktaş, Kalçaoğlu Ailesi’nin anılarını yaşatmaya devam edeceğini ve şimdiki hedefinin kitaptaki hikayeyi temel alan bir belgesel – kısa film çekmek olduğunu söylüyor. Aynı zamanda bu konak, günümüze gelirken birçok iddiayı da beraberinde getirdiğini aktarıyor bizlere.

Uzun zamandır iddia konusu olan konağın gizemli odalarının olduğu ve bu odalardan zaman zaman seslerin geldiği de çevre halkı tarafından ve ziyarete gelenler tarafından oldukça ilgi ve merakla karşılanıyor.

Eğer sizler de gizemli yerlerden hoşlanıyorsanız bu 200 yıllık konak ve çevresini gezebilir ya da Tüyler Ürperten En Gizemli Yerler yazımıza göz atabilirsiniz.


Bu içeriğe ifadenle renk ver!

Beğen Beğen
1
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
1
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç

dergiCE üyeleri ne diyor?