19. Yüzyıl Şiirine Bakış


ŞİİR
ŞİİR

19. yüzyılda, yeniliklere paralel olarak edebî türleriyle ve muhtevasıyla eski edebiyattan farklı bir edebiyat anlayışı da gelişmeye başladı. Bu yüzyılda toplumun -çok dar da olsa- bir kesiminde bilinçli bir yenileşme isteği bulunmasına, hatta bazı yeni kurumların ortaya çıkmasına rağmen, yüzyılların alışkanlıklarını birdenbire söküp atmak mümkün değildi. Tanpınar’ın dediği gibi: “Eski, yürüyen hayat karşısında son sözünü söylemesine rağmen, cemiyetin içinde, ruhlarda bütün unsurlarıyla çok derin surette hâkimdi.”(1)

Yedi yüzyıllık bir geçmişi olan divan edebiyatının, bu şartlara teslim olduğu, sessiz sedasız silinip ortadan kalktığı söylenemez. O da yaşama ve dirilme imkânı aradı; güçsüzlüğüne, nefessizliğine rağmen yeni ile mücadele etti.(2)

Yeni edebiyat da bütünüyle eskiden kopmuş değildi. Özellikle şiirde, muhteva dışında eski ile yeni arasında önemli bir fark yok gibiydi. Dil, vezin ve nazım şekilleri büyük ölçüde aynı idi. Ayrıca yeni edebiyatın önde gelen isimleri, eskiyi öğrenerek yetişmişler, hatta o yolda eserler de vermişlerdi. Bununla birlikte, devlet idaresinden toplum hayatına kadar her alanda görülen eski-yeni ikiliği edebiyatta da ortaya çıkmıştı. Ancak edebiyat alanındaki değişiklikler, siyasî ve idarî değişiklikler kadar hızlı değildi.(3)

Bu dönemde Enderunlu Vâsıf, Keçecizâde İzzet Molla, Yenişehirli Avnî, Leskofçalı Gâlip, Âkif Paşa gibi Divan edebiyatı geleneğini sürdürenler vardır. Yine aynı gelenek içinde Şeref Hanım, Leylâ Hanım, Âdile Sultan gibi kadın şairlerin varlığı dikkat çekicidir.(4)

19. yüzyıl, Türk edebiyatında yenileşme, Avrupalılaşma devri olmuştur. Türk edebiyatı eski edebiyattan kopmaya, değişmeye, yenileşmeye başlamıştır. Gerçi eski edebiyat bu yüzyılın yalnız başlarında değil, sonlarında hatta 20. yüzyıl başlarında da devam etmiştir. Fakat artık üslup değişmiş, yeniye yöneliş hızlanmış ve “yeni”, edebiyatımıza hâkim olmaya başlamıştır. Aslında değişme bütün alanlarda olduğu için bir “medeniyet değiştirme” şeklini almış ve Osmanlılar gerçekten medeniyet değiştirmişlerdir.(5)

Bu dönemi, Tanzimat öncesi ve sonrası diye ikiye ayıran büyük siyasî olaylar, 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile 1856 Islahat Hatt-ı Hümayunu’dur. Yüzyılın birinci yarısında, yani Tanzimat’tan önce, yazı hayatına yine divan edebiyatı hâkimdir. Fakat artık duraklamıştır. Bu dönemde divan edebiyatının şiirdeki belli başlı temsilcileri olarak Enderunlu Vasıf, Keçecizâde İzzet Molla, Şeyhülislâm Arif Hikmet Bey, Dâniş, Pertev Paşa, Aynî, Leskofçalı Galib, Ziya Paşa, Üsküdarlı Hakkı Bey, Nevres, Harputlu Hayri, Leyla Hanım, Şeref Hanım, Âdile Sultan isimleri sayılır. Nesirdeki başlıca temsilcileri ise Akif Paşa, Ahmed Cevdet Paşa, Esat Efendi, Mütercim Âsım, Şânizâde Ataullah, Fatin ve Âta Bey’lerdir.(6)

Tanzimat edebiyatının, daha doğrusu Avrupai Türk edebiyatının temsilcilerinden çoğu aynı zamanda divan türünde eser vermiş şair ve yazarlardı. Milliyetçi ve geleneklere saygılı oldukları kadar, hayran oldukları Batı edebiyatını benimsemiş, divan edebiyatı ile halka inilemeyeceğine inanmışlardır. Sanattan çok, ülkü peşindedirler. Avrupai tarzda roman, hikâye, tiyatro eseri ve makaleler yazmışlardır. Asrın sonlarına doğru yeni akımlar, yeni ekoller meydana getirmiş, yirminci yüzyıla Batılılaşma hamlesini kazandırmışlardır.(7)

Halk edebiyatının temsilcileri, asrın başında geleneği devam ettirmiş olmalarına rağmen, sonraları toplumla ilgili konuları da işlemeye başlamışlardır. Dönemin önemli siyasî ve sosyal olayları onları da etkilemiş ve 19. yüzyılın halk şiiri önceki yüzyıllardan ayrılmıştır. Bu asırda “tekke şairleri” ve “halk şairleri” birbirlerinden ayrılamayacak kadar kaynaşmış, tasavvuf şiiri derinliğini kaybetmiştir.(8)

Yüzyılın başlıca halk şairleri şunlardır: Âşık Dertli, Erzurumlu Emrah, Dadaloğlu, Bayburtlu Zihni, Kayserili Seyrani, Ispartalı Seyranî, Deli Bekir, Nuri, Ruhsatî, Miratî, Âşık Ali, Gedaî, Sümmanî, Celâli, Zülâlî, Deli Boran, Bey Oğlu, Meydani, Bahrî, Tıflî, Leblebici Süleyman, Pîr Mehmed, Kemter Baba, Abdî İmam, Sivaslı Kusurî, Esrari.

Bu yüzyılda yeni edebiyat karşısında gittikçe gücünü kaybeden, hatta kendi geleneği içinde bile değerini koruyamayan divan edebiyatının, şiir alanındaki durumunu şöyle belirlemek mümkündür:

a- 18. yüzyılda Nedim’de ifadesini bulan “mahallileşme” akımını sürdürme eğilimi, bir kısım 19. yüzyıl şairlerinde görülen en belirgin özelliktir. Ancak, halk söyleyişini şiire sokmada aşırıya kaçan ölçüsüzlüklerin bulunması; şiirlerin duygu derinliği ve hayal zenginliğinden yoksun olması; eski şairlerin üzerine toz kondurmamaya çalıştıkları “aşk”ta cinselliğin ağır basması; sadece yazmış olmak için vezne uydurulmuş kafiyeli sözler izlenimini veren beyitlerdeki zevksizlikler, bu yoldaki şiirlerin genel özellikleridir.(9)

b- Divan edebiyatında her dönemde olduğu gibi 19. yüzyılda da dinî ve tasavvufi şiirlerin belli bir ağırlığı vardır. Bu dönem şairleri arasında herhangi bir tarikata mensup olmayan şair yok gibidir. Dolayısıyla her şairin divanında bu tür şiirlerle karşılaşabiliriz. Öte yandan tasavvufla ilgisi bulunmayan şairler, tasavvufun alışılagelmiş telmih ve mecazlarından bol bol yararlanmışlardır. Ancak ne mutasavvıf şairler, ne de şiirlerinde çeşni kabilinden tasavvufa yer verenler, kendilerinden önceki şairlere ulaşabilmişlerdir. 19. yüzyıl bir Şeyh Gâlib yetiştirmemiştir.(10) Bu dönemde yazılmış nazireler, tahmis, taştir ve tesdisler eski ustalarla yenileri karşılaştırmaya en elverişli nazım şekilleridir. Ama bu karşılaştırma hemen her zaman sonrakilerin aleyhine sonuçlanır.(11)

c- Şiirde eskiye dönüş, özellikle 17. yüzyılın büyük şairlerini örnek alarak şiire yeniden can verme çabaları, bu yüzyılın eski şiir alanındaki en başarılı hareketidir. 1861 senesinde kurulup, çalışmalarını bir yıl kadar aksamadan sürdüren Encümen-i Şu’arâ, her hafta salı günleri Hersekli Arif Hikmet’in Lâleli, Çukurçeşme’deki evinde toplanıyordu. Bu grupta şu şairler yer almıştı: Leskofçalı Gâlib Bey, Hersekli Arif Hikmet Bey, Osman Şems Efendi, Koniçeli Kâzım Paşa, Manastırlı Hoca Nâ’ilî Efendi, Halet Bey, Recâîzade Celâl Bey, Yenişehirli Avnî Bey, Üsküdarlı Hakkı, Eşref Paşa. Toplantılara katılanlar arasında, daha sonraki yıllarda yeni edebiyatın kurucuları arasında yerini alacak olan Namık Kemal ve Ziya Bey (Paşa) de vardır. Topluluktaki şairlerin çoğu eski kültürü ve edebî zevki iyi bilen, nazım tekniği yönünden güçlü şairlerdir. Bu şairlerin divanları incelendiğinde, kasidelerinde genellikle Nef’î’yi, gazelde ise Nâ’ilî-i Kadîm ile Fehîm-i Kadîm’i izledikleri ve bu şairlere benzemeye çalıştıkları görülür. Bilindiği gibi bu şairler, 17. yüzyılda sağlam ve ahenkli ifadeleriyle, değişik ve renkli hayalleriyle, zevkteki incelikleriyle tanınmış şahsiyetlerdir. Yukarıda adlarını verdiğimiz topluluk şairleri de şiirlerinde bu ilkelere uymaya çalışmışlardır. Hepsinin başarılı olduğu söylenemez. Ancak 19. yüzyılda divan şiirinin en kuvvetli temsilcileri bu şairler arasından yetişmişlerdir.(12) Yeni edebiyat adına da çabaları olmuş ama bu çaba eski şiirin hanesine yazılmıştır.

19. yüzyıl divan şairlerinin büyük çoğunluğu devlet dairelerinde katiplik yapmışlar veya hayata bu yolla atılmışlardır. Bu dairelerin başında bulunan yüksek memurların çoğu da şairdir. Bazı şairlerin çalıştıkları dairelerde mahlas aldıkları da bilinmektedir.(13)

Bu yüzyılda kullanılan nazım şekilleri eskiye göre farklı olmamakla birlikte, bazılarında belli bir azalma, bazı nazım şekillerinin kullanılmasında da artış görülmektedir. Bu dönemde en az kullanılan nazım şekli mesnevidir. Geçmiş yüzyıllarda çeşitli alanlarda beyit sayısı binleri bulan mesneviler, bu dönemde görülmez olmuştur. Daha çok kullanılan nazım şekilleri arasına bendli biçimlerin özel bir ağırlığı vardır. Terkîb, ve tercî-i bendler, şarkılar ve tarih kıt’aları bu cümledendir. Birkaç şairin birlikte ortak şiir söylemeleri yine bu dönemde daha sık karşılaşılan bir durumdur.(14)

19. yüzyılda divan şairlerinin sayısı oldukça kabarıktır. Kataloglarda divanlarının yazma nüshaları bulunan 114 şairin adı bulunmaktadır. Aynı dönemde yazma olarak kitaplıklara girmediği hâlde, basılmış birçok divan da vardır.(15)

Klasik Türk şiiri 20. yüzyılda yaşamaya devam ediyor. Diyelim ki klasik kültürün şiiri kendi gücüyle yaşıyor olsun yahut değişim içinde değişmeyen bir damar bulunsun veya değiştirilememiş bir güzellik olarak belirsin. Her ne hâl olursa olsun klasik şiir yahut divan şiiri adını verdiğimiz şiirimiz yaşamaya devam ediyor. Divan şiirinin okuyucuları da ayrı bir zümre olarak yaşamaya devam ediyor. Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemlerinde Hersekli Arif Hikmet, Fatin Davud, Senih-i Mevlevi, Hoca Vahyi, Muallim Naci, Andelib, Ali Ruhi, Abdülhalim Memduh gibi pek çok taraftar, eski şairlerin söylediklerini okuyor, ondan zevk alıyor ve ona benzer mısralar söylemekten geri durmuyorlardı. Cumhuriyet döneminde bu yolda ısrar edenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Üstelik birçoğu hece ölçüsüyle veya serbest tarzda da şiirler yazmaktan geri durmamaktadır. Ahmet Haşim’den Faruk Nafiz’e; Yahya Kemal’den Nazım Hikmet’e kadar bu toplulukta pek çok isim görmek mümkündür. Ancak yine aynı devirlerde yalnız divan şiiriyle ilgilenen önemli sanatkârlar çıkmıştır. Bunlar bazen Nedim kadar şuh, Nabi kadar hikmetli, Galib kadar derin, Fuzuli kadar lirik olabilmektedirler.(16) Ne var ki klasik şiirin devri kapandığı için yazdıklarını yine kendileri gibi gönüldaşları okumakta, diğerleri de buna bir fantezi gözüyle bakmaktadırlar. Osmanlı Türkçesi’ni kullanmakta eskiler kadar maharetli, eski şiirin mazmunlarını istihdamda onlar kadar başarılı olabilen, hatta değişen zamanın gereği oldukça orijinal hayallere, fikirlere pencere açan bu zümre, bazı bazı dimağları sarhoş edecek derecede güzel söyleyişleri de yakalamışlardır.(17) Bunlar 20. yüzyılın divan şairleridir ki şimdilerde biz isimlerini bile unutmuş durumdayız.

Bugün Muallim Feyzi’nin, Şeyh Vasfi’nin, Fahri mahlasıyla yazan Hüseyin Fahreddin Dede’nin, Müstacabizade İsmet’in, Reşid Akif Paşa’nın, Seyyid Abdülkadir Belhi ile oğlu Burhan Belhi’nin, Memduh Paşa’nın, Üsküdarlı Talat’ın, hürriyet şiirleri Namık Kemal’den aşağı kalmayan Adanalı Ziya’nın tasavvufî şiirde diğerlerinden hiç de geri kalmayan Abdülaziz Mecdi (Tolun) ile Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Mehmed Abdülbaki Dede’nin, Adanalı Talat’ın, Ferid Kam’ın, Suud Yavsi’nin, Hammamizade İhsan’ın ve daha birçok şair ve kültür adamının ne isimlerini, ne şiirlerini biliyoruz.

Hicivleri ve nükteleri olmasa biz Neyzen Tevfik ile Şair Eşref’i de unuturduk. Divan şiirinin felsefî cephesinde mükemmel manzumeler söyleyen Ferid Kam yahut tenkit konusunda orijinal kalabilen Ayaşlı Şakir ve Tokadizade Şekib’in isimlerini şimdi divan şairi oldukları için hatırlayanımız kalmadı.(18)

DİPNOTLAR:
1- Ahmet Atilla Şentürk, Osmanlı Şiiri Antolojisi, 5. Baskı, Yapı Kredi Yay, İstanbul 2011, s. 12.
2- Bilal Kemikli, Türk İslâm Edebiyatı Giriş, 1. Baskı, Emin Yay, Bursa 2010, s. 89.
3- İskender Pala, Şi’r-i Kadim, 8. Baskı, Kapı Yayınları, İstanbul 2009, s. 93.
4- Ahmet Atilla Şentürk, Ahmet Kartal, Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, 6. Baskı, İst. 2010, s. 350.
5- Hüseyin Tuncer, Arayışlar Devri Türk Edebiyatı I. Tanzimat Edebiyatı, 1. Baskı, Akademi Kitabevi, İzmir 1992, s. 21.
6- Ahmet Hamdi Tanpınar, 19’uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi, 7. Baskı, Çağlayan Basımevi, İst. 1988, s. 63.
7- Büyük Türk Klasikleri, 1. Baskı, c. 9, Komisyon, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1989, s. 194.
8- Büyük Türk Klasikleri, 1. Baskı, c. 9, Komisyon, Ötüken Neşriyat, İst. 1989, s. 195.
9- Cevdet Kudret, Örneklerle Edebiyat Bilgileri, 1. Baskı, c. 1, İnkilap ve Aka Basımevi, İstanbul, 1980 s. 9; Ahmet Hamdi Tanpınar, a.g.e., İstanbul 1988, s. 64.
10- Cihan Okuyucu, Divan Edebiyatı Estetiği, 1. Baskı, L&M Yayıncılık, İstanbul. 2004, s. 237.
11- Tanpınar, a.g.e., İstanbul 1988, s. 65.
12- Tuncer, a.g.e., İzmir, 1992, s. 22.
13- Tanpınar, a.g.e., İstanbul 1988, s. 64.
14- Tanpınar, a.g.e., İstanbul 1988, s. 64.
15- Ahmet Atilla Şentürk, Ahmet Kartal, a.g.e., İstanbul 2010, s. 350.
16- Ömür Ceylan, Böyle Buyurdu Sûfi, 2. Baskı, Kapı Yay, İst. 2010, s. 103.
17- Tanpınar, a.g.e., İst. 1988, s. 65.
18- İskender Pala, Divan Edebiyatı, 14. Baskı, Kapı Yay, İst. 2011, s. 11.

Bu içeriği nasıl buldunuz?

Beğen Beğen
1
Beğen
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Eğlenceli Eğlenceli
1
Eğlenceli
Üzgün Üzgün
0
Üzgün
Olamaz Olamaz
0
Olamaz
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
Komik Komik
0
Komik
İlginç İlginç
0
İlginç
Dijital Derginiz
Dijital yayıncılık alanında Türkiye, yükselen bir grafik çizmektedir. Bu amaç ile profesyonel işlere imza atmak üzere yola çıktık. 5. yılımızda araştırmayı seven herkese kapımızı açtık. Sizlerde makalelerinizi dergiCE'de paylaşarak, dijital dünyada yerinizi alabilirsiniz.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İçerik Türünü Seçin
Kişilik Testi
Kişilik Hakkında Testler
Test
Cevaplamalı Testler
Anket
Oylamalı Seçenekler
Yazı
Biçimlendirilmiş Metinler
Puanlamalı Liste
Puanlamalı Liste
Video
Youtube, Vimeo, Vine vs
Ses/Müzik
Soundcloud, Mixcloud
Resim
GIF veya Resim